Büyük dövüşçüler Futbolumuzun Avrupa'nın ne kadar gerisinde kaldığını fark ettirmeyen düzen, ülkeye egemen olurken, büyük takımlar bile yaprak yaprak dökülüyor. Galatasaray'ın içler acısı haline karşılık, Fenerbahçe'nin Türkiye'deki krallığı, sınırların gerisinde kalıyorsa, Türkiye'de futbol ihtilal istiyor demektir. Fenerbahçe'nin sezon başından beri her maçta oynayan üç adamından biri Ümit Özat'sa, azalan kalitenin sebebini teknik direktörlerde aramak gerek. Daum gibi riske girmeyen ve Fenerbahçe için hiçbir yatırıma yönelmeyen birinde... Üç yıldır Avrupa'da Fenerbahçe'yi tecrübe sepetine sığdıramayan Daum, iyi yere tezgah açtığını biliyor. Bilmeyenler öğrendiğinde çok geç olacak.
***
Galatasaray, Fenerbahçe'nin önünde bir "ibret levhası" olarak duruyor. Fenerbahçe'nin yapılmış stadı, ürünlerinden elde ettiği gelir ve taraftar kalitesi, diğer takımların önünde diye, futbol takımını pahalı adamlarla ayakta tutmanın bedeli olmayacak sanılıyor. Türkiye sınırları içine gururlu tablolar asmakla, "Parayı veririz, istediğimiz yabancıyı alırız" diye caka satmakla Türkiye'de hiçbir takım ayakta kalamaz. Avrupa'da ertelenen umutlar, aslında Türkiye'deki Fenerbahçe'nin yarınlarından çok şey çalıyor, kimse farkında değil. Daum'un Ümit Özat gibilerine yaptığı yatırımla, gençlere yapmadığı yatırım arasında felaket bir uçurum duruyor. O uçurumun üzerini "üçüncü şampiyonluk çiçekleriyle" süsleyen Daum, yine hayallere kral olacaktır. Gerçeklere figüran!
***
Fenerbahçe'nin Türkiye'deki duruşu Galatasaray'ın kabusu oluyor. Galatasaray'ın, Fenerbahçe'ye yetişme hayaliyle, kendi enkazını temizlemek arasında yapması gereken o kadar çok şey var ki! "Biz Avrupa fatihiyiz" diye caka satmakla, kapılara dayanan hacze karşı durmak arasında, harika bir çıkış kapısı duruyor. Galatasaray, UEFA Kupası'nın altın sırmalı kibirinden kurtulup, taraftarına "Biz iki yıl gençlerle mücadele edeceğiz" diyecek cesareti bulsa, takım düzlüğe çıkar. Birkaç yıllık gururlu beklenti, her yıl sızlanmaktan çok daha anlamlıdır. Bazen şampiyonluk hiçbir şeydir. Kazanamadığı şampiyonluklar için, hakemleri suçlayarak, rakipleri karalayarak ayakta durmayı seçenler, kendi seçtikleri yolda azalıyorlar. Yatalak imparatorun da hükmü vardır elbet. Yeter ki o saygıyı uyandıracak bir ruha sahip olsun!
***
Fenerbahçe'nin güvenebileceği gençleri yok ama parası var! Parayla satın alınacaklar listesine dilediğiniz futbolcuyu katabilirsiniz. Ama ruh katamazsınız! Fenerbahçe'yi Türkiye'de ayakta tutan para, Avrupa'daki ruhun karşısında yenik düşüyorsa, düşünülmesi gereken çok şey var demektir. Bu ruh ihtiyacı da, yabancı sayısıyla değil, formanın içine giren bedenlerle bağlantılıdır. Büyüklüğü harekete geçiren de budur. Para değil.
***
Galatasaray, tarihinin en kötü günlerini yaşıyor! Haciz kapılara dayandı. Bütün günahı Özhan Canaydın'a yükleyenler, Mehmet Cansun ve Faruk Süren'in başına fötr şapka geçirerek, onların günahlarını örtbas edeceğini sanıyor. Başarısız olan Özhan Canaydın'dır ama bugünlere gelmenin gerçek suçluları Cansun ve Süren'dir. Fenerbahçe, Galatasaray'ın haline gülmesin! Galatasaray ne kadar büyükse, Fenerbahçe o kadar büyüktür! Kapısına haciz dayanan, elindeki önemli futbolcuları yitirme tehlikesi yaşayan "Beş parasız" bir takımın önünde 4 puan farklı lider olmanın anlamı olmaz! Büyük dövüşçüler, şartlar eşit olmadığı zaman rakibini nakavt etseler bile, kendilerini kazanmış saymazlar!