Ağlamadan... Fenerbahçe'nin Milan'dan aldığı ağır yenilgi sonrası, birilerinin keyfi fena halde yerinde.. Ancak bu balık hafızalı utanmazlara şu hatırlatmak gerek, Fenerbahçe 2 yıldır Şampiyonlar Ligi'nde 'onurluca' yürüyor. Mesela hiçbir maçının ertelenmesi için kulis yapmadı, 'milli dava' hamasetine sığınmadı. Yendi yenildi, üzdü üzüldü ama asla 'biz Türkiye'yi temsil ediyoruz..." gibi ağlak söylemlerle 'ayrıcalık' talebinde bulunmadı. Yenilirken de onurluca yenildi. F.Bahçe de F.Bahçeli de hedefleri biliyor, nereye gittiğinin ve nereye gideceğinin hiç olmadığı kadar farkında. O nedenle gereksiz ve tuzaklı tartışmalardan olabildiğince uzak durup, sadece asıl hedeflerine odaklanmak durumunda. Bu kulüp bugüne kadar kendi içindeki anlamsız polemiklerle, hep kendi kendine çıkan bir yokuş oldu. Artık buna tahammülü yok. Bugüne kadar Fenerbahçe'nin istikrarsızlığı üzerine iktidar ve istikrar kuranlar, bu kulüp kararlı bir duruşla ucundan kıyısından istikrarı yakaladığında istikrarsızlığın pençesinde kıvranmaya başladılar bile... Ve biliyorlar ki; onlarca yıldır uyutulan dev olan Fenerbahçe'de her şey daha yeni yeni başlarken, diğerleri de henüz daha iyi günlerini yaşıyorlar. Asıl korku hep söylediğimiz gibi şu; bir daha asla alışık oldukları, alıştırıldıkları düzeni bulamayacaklar. Hastalıklarından arınmış ve parazitlerinden kurtulmuş bir F.Bahçe, bundan sonra her zaman gücünün farkında olacak. Baksanıza şu garip ve saçma sapan yorumlara. Fenerbahçe ligin başında dibe vurduğunda bile 'kalite' sorunu yok, ama en kıytırık maçı kazandığında bile ne hikmetse 'kalite'yi düşürüyor. Türk futbolu dengesizliğe doğru gitmiyor, tam tersine yeni yeni gerçek dengesine oturuyor. Bütün kıyamet de, bugüne kadar dengesizliğin dengelerinden sebeplenenler tarafından koparılıyor. Ve bu 'evropa' aşıkları, dile getirdiklerinin tersine Fenerbahçe'nin Avrupa başarısından değil, içerde alacağı şampiyonluklardan ve lige koyacağı ambargodan korkuyor.