Özerklik bu değil Bir iki seneye kadar uluslararası arenada parlayan Türk sporu, son dönemde büyük bir düşüş içine girdi. Futboldan, haltere, atletizmden, güreşe büyük olaylar yaşanıyor. Skandallar birbirini kovalıyor. Ne oldu da bu hale geldik? Türk sporu kötü yönetiliyor. Yani otorite kalktı. Spordan Sorumlu Devlet Bakanı'nın ifadesiyle özerklik adı altında başıboşluk hakim oldu. Bu başıboşluğun sonucudur yaşananlar. Mesela Filenin Sultanları... Avrupa Şampiyonası'nın başlamasına bir hafta kala milli takım teknik direktörü kalp krizinden gitti. Ondan sonra hazır olan takımı bir başka hoca yönetti. Voleyboldan anlayanlar dedi ki, bu hoca takımı uluslararası alanda başarılara taşıyacak bir hoca değildir. Zaten hoca da değil, yardımcıydı. Bu takım gücünü ortaya koydu, enternasyonel düzeyde bir hoca bulalım. Hayır o hocayla Avrupa 2.'si olduk ya takım çökene kadar hoca değişmedi. Neden? Voleybol kötü yönetilen sporlarımızdan bir tanesi. Türk sporunda skandallar var, hezimetler, rezaletler var, dopingler var. Şunlar var bunlar var. Bakan diyor ki; "Efendim özerklik, alışacaksınız, demokrasi." Hayır 'özerklik, başıboşluk, anarşi' demek değildir. Devletin idari vesayeti yasal olarak duruyor. 'Denetim ve gözetim' demektir, idare vesayet. Gönderirsin müfettişlerini denetlersin. Suçluysa keser atarsın ve yeniden seçim yaparsın. Spor, tarihin olabilecek en başarısız genel müdürü ve en ilgisiz bakanı tarafından yönetiliyor. Spor bakanlığının, başbakan yardımcısı düzeyinde birine verilmesinden çok mutlu olmuştum. R.Tayyip Erdoğan hükümeti kurulduğu zaman. Sporun bütün diğer devlet kurumlarıyla koordinasyonsuzluğu bugüne kadar en büyük sorunuydu. Şimdi başbakan yardımcılığı düzeyinde bu sorun ortadan kalkar ve 'bütün kanallar sporun lehine çalışır' diye düşünüyordum ama sporla alakası olmayan, ilgilenmeyen, "Demokrasidir alışacağız" diyen bir bakan çıktı karşımıza.