Baş suçlu medya Millilerin oraya gitmesinden başlayarak medyada akla hayale gelmez bir "İsviçre terörü" havası yaratıldı. 2-0' skorun ardından da kıyamet koptu
Ve İsviçre Milli Takımı'nın, Türkiye'ye gelişi sırasında spor adına korkunç olaylar yaşandı. Bunla ilgili en ufak bir tenkit olmadığı gibi, "Oh ne iyi oldu" havasındaydılar
Ne zaman 2006'dan elendiğimiz belli oldu, bizim fairplay'cilerimiz, ahlakçılarımız ortaya çıktı. Böyle bir ikiyüzlülük, böyle bir ayıp olmaz
***
Milli Takım yendi ama elenmekten kurtulamadı. Maç öncesi ve sonrasında istenmeyen olaylar yaşandı. Film nerede koptu? Filmin kopacağı aslında belliydi.
Samimi olarak söyleyeyim; o maçın 4-1 bitmediğine sevindim. Çünkü bu koşullar içinde biz bu maçı İsviçre'yi eleyecek şekilde bitirseydik, İsviçre'de, Avrupa'da ve de Blatter'in FIFA'sında kopacak kıyamet daha büyük olacaktı, Türkiye hükmen yenik sayılıp finallerden elenecekti, Türkiye hükmen yenik sayıldığı için de Türkiye'ye çok ağır ceza gelecekti. Şimdi 'İsviçre zaten Almanya'ya gittiği için bize dahaılımlı bir ceza gelecektir' diye düşünüyorum. Blatter'in erken öten horoz gibi zamansız konuşması bize, çok haklı bir itiraz fırsatı verecektir. FIFA Tahkim'i de Blatter'in bu açıklamalarının cezada etkili olduğunu düşünecek ve verilen cezaları bir miktar hafifletecektir. Böylece Türkiye mümkün olan en az yara ile bu faciadan kurtulmuş olacaktır.
DÜĞMEYE BASILDI Futbolcudan, teknik heyete, taraftara kadar niye bu kadar gergindik? Maçın ertesi günü yurtdışına çıktım. Pazar günü sabahtan itibaren bütün gazeteleri teker teker okudum. Gazeteler ve televizyon programlarında tam bir yargısız infaz, tam bir linç durumu vardı; başta teknik kadrodan Fatih Terim ve de federasyondan Davut Dişli'ye yönelik olarak.
BUNA MECBURLAR Fatih Terim ne kadar suçlu bilmiyoruz, Davut Dişli ne kadar suçlu onu da bilmiyoruz. Olayların ne olduğunu henüz bilmiyoruz. Birisi suçluysa, birisi ceza görecekse bu araştırmaların sonunda olacak. Medyamız hemen linçe girişmiş. Nedenini hemen anlıyorsunuz? Yargısız infaz yapmaya mecburlar. Çünkü iyi bir yargılama yapıldığı zaman bir numaralı suçlunun medya olduğu ortaya çıkacak. Kendi suçlarını örtbas etmek için, hemen başka suçlular ilan edip linçe giriştiler. Türk Milli Takımı, İsviçre'ye intikal ettiği günden başlayarak, Türkiye medyasında akla hayale sığmaz bir 'İsviçre terörü' havası yaratıldı. Bütün İsviçre bir olmuş Türkiye'nin üzerine, Türk Milli Takımı'nın üzerine çullanmış; televizyonlarıyla, gazeteleriyle, radyolarıyla, dergileriyle, yoldaki vatandaşlarıyla, şunla, bunla kızılca kıyamet koparıyor. Ve biz oradan 2-0 yenik döndüğümüzde bu kızılca kıyamet katlandı biz bunların yaptıklarını yanına bırakmamalıyız, onların birini onlan karşılık vermeliyiz, felaket yaratmalıyız, şeklinde bir hava yaratıldı. Ve de İsviçre Milli Takımı havaalanında karşılanırken, spor adına korkunç olaylar cereyan etti. O gece televizyonlarda, ertesi gün gazetelerde bunları tenkit eden, bir tane köşe yazarı, bir tane başlık, bir tane haber bile yoktu. "Oh ne iyi oldu. İsviçreliler'i korkuttuk, ezdik, sinirlendirdik" havasındaydılar. Ne zamanki Türkiye'nin, Dünya Kupası'na gidemeyeceği belli oldu o zaman bizim bütün fair-play'cilerimiz, ahlakçılarımız ortaya çıktı. Böylesine bir ikiyüzlülük, böylesine bir ayıp olamaz. Söyleyeceksen önceden söyle. "İsviçreliler bir şey yapmadı. Niye bu kadar, büyütülüyor" diyen birkaç tane ses çıktı. O birkaç tane ses de onca gürültünün arasında kayboldu. Sen konuşman gereken zamanda susarsan eğer, bir daha ağzını açmana hakkın yoktur. Şimdi bakıyorum herkes ahlakçı. Daha önce neredeydiler acaba?
UCUZ KAHRAMANLIK Aslında en büyük ahlaksızlık bu. 'Ahlakın ahlaksızlığı' denen şey bu işte. Ama tabi o zaman konuşursa, 'vatan haini' ilan edilebilir. Şimdi nasıl olsa Türkiye elenmiş, kahraman olup çıkacaksın ortaya, "Ne kadar yürekli çocuk!" diyecekler. Böyle bir ayıp yok, böyle bir yüzsüzlük, böyle bir utanmazlık yok. Önce konuşup da bu söylediklerini devam ettirenlere saygım sonsuz. Ama önce susup da bugün konuşanlar ve yazanlar, o itham ettiği kişilerden çok daha düşük seviyede insanlardır. Şimdi bakın; terör olayalrı nedeniyle havaalanları çok kritik yerler. Ve çok büyük kontrol altındadır. Havaalanında bir vali yardımcısı ve emniyet müdürü yardımcısı var. Yani orada güvenliği iki üst düzey adam sağlıyor. Şimdi ben bu vali yardımcısı ve emniyet müdürü yardımcısına diyorum ki; "Ankara'dan sevgilim geliyor. Ona, elimde bir buketle karşılayıp jest yapmak istiyorum." Yanıt hazır: Hayır, olmaz.
KOLEKTİF ÇILGINLIK Ama İsviçre Milli Takımı'nı körükte bir yığın adam karşıladı. Hem de ıslıklayarak, yuhalayarak, İtalyanca, İspanyolca, İngilizce küfür ederek, bu tür yazılar göstererek. Bunlar o körüğe nasıl girdi, bunların o körüğe girmesine nasıl göz yumuldu? O vali yardımcısı, emniyet müdür yardımcısı, medyada bu kadar olumsuz bir hava yaratılmasaydı, buna göz yumabilirler miydi? Yani ortada kolektif bir suç var. Devlet görevlileri suçlu, oraya gelen vatandaşlar suçlu, otobüse yumurta fırlatanlar suçlu, bunu seyreden polisler suçlu. Türkiye dünyanın en iyi havaalanlarından birine sahip. Taş çatlasa 10 dakikayı geçmez pasaport kontrolünde İsviçreliler'i 2 saat bekletenler suçlu. Aşağıda bavulların alındığı yerde 2 saat bekletenler suçlu. Hepsi suçlu. Ama bütün bu kolektif çılgınlığın altında yatan şey Türk medyasının yarattığı havadır. Onun için kimsenin ötekine 'sen suçlusun' diyecek hali yok.