'Fark'ı fark ettirme zamanı Fenerbahçe önce Milan ile çok önemli bir dönüm maçına çıkacak. Bu maçta ve deplasmandaki PSV maçında taraftarların takımdan beklediği tek şey; 'kişilikli futbol.' Milli maçta yaşanan 'utanç' sahnelerinden uzak bir kora kor ama centilmence mücadele... Çünkü 'acı' geçicidir ama 'acıklılık' ve 'utanç' kalıcıdır. Bu ülkede yıllardır, 'başarıya giden her yol mübah' zihniyetinin mimarlarını kutsayan, putlaştıran ve sonra kendi yarattıkları puta tapanlar, İsviçre maçında yaşanan rezaletleri önce örtbas etmeye çalışsalar da, mızrak çuvala sığmayınca sobelendiler ve sinsice saf değiştirdiler. Soğuk savaş stratejisiyle 'çirkef'liği 'agresif futbol', 'öfke'yi de 'hırs' diye yutturmaya çabalayanların maskesi de düşmüş oldu. Binlerce kez tanık olduğu ve bildiği halde 'Kral Çıplak' demeye cesaret edemeyenlere, kralları açıktan 'Ben Çıplağım' diye bağırdı. İkiyüzlülüğümüze bütün dünya suçüstü yaptı.
Hesap vermeliler Türkiye'de herhangi bir statta, herhangi bir yabancı maçta ıslıklanmamış bir tek milli marş hatırlıyor musunuz, ya da herhangi bir statta adam gibi bir saygı duruşu?.. Adamlar milli oyuncuları ıslıklıyor, küfrediyor, tribünde kendi takımlarının kavgalarını veriyorlar. Milli marş sırasında rakip takımın başkanına küfrediyorlar. Çıt yok, tek kelime bile edilmiyor.. Sonrasında mazeret olsun diye müthiş bir hassasiyet.. Onlar yapınca kötü, biz yaparsak önemli değil. Bu milli provokasyonun tasarlayıcıları ve çanakçıları hesap vermelidir. Bedeli ülke ve ülke futbolu değil, onlar ödemelidir. 'Lüt-Fen!' sloganı çöpe atılmalı ve bu yeni felsefenin sloganı da şu olmalı; 'Resmi eziyete mahsustur!' İşte Milan maçı ne yazık ki bu utanç ve ayıbın üstüne denk gelse de, önemli bir fırsatı içinde barındırıyor. Milan'ı çiçeklerle karşılayın, alkışlarla uğurlayın. En başından sonuna dek, hem yönetim ve hem taraftar olarak, İsviçre maçında yaşananları onaylamadığınızı gösterin, tekzip edin. Sonuç ne olursa olsun, 'fark'ı iyice farkettirin!..