Terim'i suçlamam 2-0 yenilgi ve bir 90 dakika daha var. Ne yapmak gerekiyor? Gayet basit. Bir; Hakan'la oyuna başlamamak lazım. Hakan'a dönük bir oyun planı olsa dahi başlamamak lazım. Çünkü Hakan şu anda ezik vaziyette. Onu bir daha aslanların önüne atmaya gerek yok. Hakan'sız bir başlangıç düşünmek gerekir. İki; cesur olmak lazım. İsviçre'nin oyuncularının yapısına ve oyun düzenine bakarak çok değişik bir plan çıkarmak gerekiyor. Bu İsviçre'yi koşarak yenemeyiz. O kulvarda yerimiz yok. Buna henüz hazır değil Türkiye. Biz İsviçre'yi teknik ayaklarla yenmek zorundayız. Adam eksiltecek ayaklara şiddetle ihtiyacımız var. Emre'ye, Yıldıray'a, Hasan'a, hatta Nuri Şahin'e. Nuri'yi bu karşılaşma için hazırlayacaksın. Moral olarak, oyun olarak. Ne istediğini anlatacaksın. Maçın sonunda, ya da mağlupken değil, baştan oyuna süreceksin. Ayrıca bu teknik ayakların, adam eksiltirken, yapacaklarını doğru yapması gerekiyor. Öyle 'ipe dizme' diye bir şey yok. Bir kişiyi, bilemedim iki kişiyi geçtiğin zaman ya şut atacaksın, ya da doğru yere topu çıkaracaksın. Yani bireysel taktikle maçı kazanabiliriz biz. Takım taktiğiyle değil. Teknik ayaklarımızın maç içinde verecekleri kararlar çok önemli. Bir defa sallapati orta yapmaktan vazgeçmemiz lazım. Böyle gol atma şansın yok. Çizgiye kadar da insen pas vereceksin. Geçemez ve elenirsek, Fatih'i suçlar mıyım; kesinlikle hayır. Bu takım Fatih Terim'in değil. Terim, Dünya Kupası için gelmedi bu işin başına. Fatih Terim şu anda yapabileceğinin en iyisini yaptı. Bir mucizeydi play-off'a gelmek, o mucizeyi başardı. İkinci mucizeyi de başarırsa ne ala, başaramazsa ben onu suçlamam. Ama İsviçre maçı bittiği gün, yani perşembe sabahından itibaren Fatih Terim'in Türk futbolunda bir devrim yaratmasını bekliyorum. Altında Fatih Terim'ın imzası olan. Şenol Güneş ve Ersun Yanal'ın Milli Takımlarının devri geçti. Ondan istenen de, beklenen de budur.