İsviçREZALET! İsviçre Avrupa'nın göbeği, Bern de başkenti... Bir şehir, bir futbol maçına nasıl motive edilir ve rakip nasıl baskı altına alınır, bunun dersini verdi bize organizasyonlarıyla ünlü İsviçreliler. Stadın çevresinde sekiz tur attık, otoparka girene kadar. Anket formu doldurmayan gurbetçilere bilet vermediler. Formu doldurup Avrupa'da yaşadıklarını söyleyenler de bilet alamadı. Hedef gurbetçiyi bezdirmekti. Basın tribününde oturuyoruz, arkamızda bir sıra fanatik yerleştirilmiş özel olarak. Ellerindeki bayrakları sallama tiyatrosuyla kafamıza vurdular, ellerindeki birayı gol sevinçlerinde üzerimize döktüler. Magnin gibi bazı futbolcular sahadaki mücadeleyi bırakıp yedek kulübemizi taciz ettiler. Terim'e küfürler edildiğini de hocanın kendi açıklamalarından biliyoruz. Hepsinden önemlisi İstiklal Marşımız ıslıklandı... Uzun sözün kısası, 2008 Avrupa Şampiyonası'nı organize edecek olan İsviçre, Almanya 2006'ya gitmek için her yolu mübah saydı... Hiç beklemediğimiz bu çirkinlikler bizim gibi futbolcularımızı da şaşkına çevirdi... Yukarıda saydıklarım 2-0'lık yenilginin mazeretleri değil, Bern'de yaşanan gerçeklerdir. Zaferlerini küçümsemiyorum. İsviçre takımı sahada da gereğini yaptı. İyi oynadı, hak ederek kazandı ama kazanmalarının tek sebebi iyi oynamaları değildi. Şimdi yarın aynı şekilde İstanbul'u organize etmek zorundayız. Saracoğlu gerçek bir futbol cehennemine dönüştürülmeli. Beşiktaş Çarşı, Galatasaray ulrAslan ve Genç Fenerbahçeliler başta tüm taraftar grupları organize olmalı. Müthiş bir tribün organizasyonu ile rakibi şaşkına çevirmek zorundayız, gerisini sahadaki onbir ay-yıldızlı aslan halledecektir...