Hakan'sız çıksın Fatih Terim göreve geldiğinden bu yana en kötü sınavını verdi. İsviçre'yi çözememiş, gerekli önlemleri almamış......Terim, Hakan’ı ileride tek başına oynatarak aslanların önüne attı. Hakan gol attıran biri. Yanına birini koymazsan etkili olamaz......Hakan Şükür şu an baskı altında. O ağırlığı taşıyacak gücü yok. Kadıköy’deki maçta oyuna sonradan alsın ki Hakan rahat oynasın
İsviçre karşısında varlık gösteremedik ve 2-0 yenildik. Mağlubiyeti ve oynanan kötü futbolu neye bağlıyorsunuz? Oynanan kötü futbolun içinde İsviçre'nin payı çok büyük. İsviçre oynatmadı bizi... Kura çekildiği zaman 'İsviçre' diye sevinenler vardı. Oysa burada biz ısrarla, "İsviçre en tehlikeli rakip. Yükselen değer, arka arkaya çok iyi maçlar oynadılar, grafiğini yukarıya çevirmiş bir takımdır" dedik. Norveç'in ve Slovakya'nın ne halde olduğunu gördük. İsviçre bizi oynatmadı. İsviçre'nin bizi oynatmayışındaki önemli unsurlardan bir tanesi de oyun kurucunun olmamasıydı. Rakip fevkalade tempolu, hızlı, bol pres yaparak, topun olduğu yere yığılma yaparak oynadı.
Alan daraltma falan filan değil, resmen alanı boğdular. 3 top yapamaz hale geldik. Öyle olduğu zaman ortaya çıkan oyun kötü olur.
RESMEN BOĞULDUK Bu kadar üstüne yığıldığı zaman takımlar, senin o presi dağıtman ancak teknik ayaklarla olur; adam eksiltme ile olur. Türkiye'nin teknik ayaklarının tamamı şu veya bu sebeple yoktu. Yıldıray, Hasan Şaş sakattı, Emre cezalıydı. Bir tek Nuri Şahin vardı. Onu da Fatih Terim oynatmaya cesaret edemedi. Böyle olunca resmen boğulduk. Yani 2-0'lık mağlubiyet Türkiye için büyük bir şanstır. 4-0, 5-0 bitebilirdi. Türkiye için hiç ümit kalmayabilirdi.
TOPLAR BOŞA GİTTİ _Eksikler vardı ama bunun önlemini alması gereken kişi de Fatih Terim'di. Bu anlamda Terim görevini iyi yapabildi mi? Ben Fatih Terim'i tanıyamadım. Neden tanıyamadım: En çok tartışılan konu Hakan Şükür. Hakan Şükür'ü, Fatih Terim aslanların önüne attı. Şimdi Hakan Şükür, Türkiye'nin tek 'pivot santrfor' dediğimiz adamı. İkincisi yok. Hakan Şükür'ün pivot santrfor olarak iki üstünlüğü var. Hakan'la oynadığın zaman ondan beklediğin şey gol atması değil. Hakan gol attıran bir adam. Nasıl gol attırıyor? Bir; kendisine havadan gelen topları indiriyor. Topu kafayla indirdiğin zaman yanında bir adam olması lazım. Şimdi bu maçta Hakan'ın etrafında kimse yok. İndirdiği bütün toplar rakibe gitti. Hakan'ın ikinci özelliği; defansı oyalaması. Özellikle dışarıdaki maçlarda rakipler Hakan'dan müthiş korkuyor. İki kişi görevlendiriyorlar. Şimdi Hakan sağa sola deplase olarak koridor açıyor. Kime; Ümit Karan'a, Necati'ye. Hakan'ın attığı golden fazlasını Ümit'le, Necati atıyor. Milli Takım'da Hakan'ın boşalttığı koridora girecek adam var mı; yok. O zaman Hakan'ı niye oynatıyorsun? Ümit Karan'ı kadroya almıyorsan, Necati'yi oynatmayı düşünmüyorsan, Hakan'ı neden oynatıyorsun!.. Hakan tek başına topu kendine indirip, rakibi çalımlayan ve golü atan bir adam değil ki! Böyle oynattığın zaman bütün Hakan düşmanlarına silah vermiş oluyorsun. Bu İsviçre'deki oyun sisteminin içinde Hakan'ın yeri yok. Halil'le, Serhat'la, Fatih'le oynarsın ama Hakan'la oynamazsın. Ben her maça Hakan'la başlarım ve oyunu da Hakan'ın üzerine kurarım. Şimdi tüm bu yaşananlar Hakan'a büyük bir psikolojik baskı yaratıyor. Zaten çok da duygusal bir adam. Şimdi bu şu demek: Buradaki maça Hakan'la başlamaması lazım. Hakan ezik durumda, o ağırlığı taşıyacak gücü yok. Hakan'ı oyuna sonradan alsın ki o da rahat oynasın. Hakan'sız takımın da ne olduğu görülmeli. Belki böylesi daha iyi olur. Hakan'a ihtiyaç kalmaz, kazanırız maçı. Ama sahaya sürülen takım başarılı olamadığı zaman Hakan oyuna rahat girer. Baskının altında kalmadan girer.
EKİBİNİ SEÇEMEDİ Oyuncu değişikliklerini nasıl buldunuz. 1-0'dan sonra "skoru koruyacak hamleler yapsa daha iyi olurdu" şeklinde eleştiriler yapıldı. Ergün'ü çağırdığı zaman şaşırdım. Maç kadrosu açıklandığında 18'de Ergün'ü gördüm bir daha şaşırdım. Üstüne bir de Ergün'ü oyuna soktu! Maçı evde 20 kişi seyrettik ve bunların 18'i Galatasaraylı'ydı. 18'i de isyan etti. "Ergün'ü nasıl oyuna alır" diye. Geçen sezonun ortasından beri aldığı topu rakibe atmakla ün yapmış, savunmada yerini kaybeden, pozisyon alamayan, top kaptıran bir adam. Milli Takım'a çağırıyorsun, kadroya alıyorsun ve oynatıyorsun! Mağlup durumdaki takımı 'kurtaracak' diye. İnanılır gibi değil. Fatih Terim'in televizyonlara çıkıp, Ergün'ü niye kadroya aldığını ve neden oynattığını açıklaması lazım. Hakikaten hangi düşünce ile bunu yaptığını çok merak ediyorum. Çok kötü bir sınav verdi Fatih hoca. Hatta göreve geldiğinden beri en kötü sınavını verdi. İsviçre'nin futbolunu çözememiş, İsviçre'nin o futboluna karşı gerekli önlemleri alamamış. Güvenilecek adamların sakat veya cezalı olması Fatih'in günahı değil. Ama buna rağmen Fatih Terim çapında bir hocanın; gerekli önlemleri alması gerekirdi. Fatih Terim hakikaten Türkiye sınırlarının ötesinde bir hoca. Durup dururken bir hocayı Milan'ın başına getirmezler. Ama en büyük yanlışı ekibini iyi seçemiyor. Şifo Mehmet ve Oğuz Çetin Milli Takım ekibi değil. Denizli'nin Derwall'le, Terim'in Piontek ile nasıl çatır çatır tartıştığını biliyorum: Şahit oldum. Fatih Terim bu yanındaki adamlarla oturup tartışabiliyor mu? Kadroyu seçerken, "Ergün'ü niye alıyorsun?" diyecek birisi var mı, bunların içinde. Ya da Terim gittikten sonra onların yerini alacak! "Bir Fenerli olsun, bir Galatasaraylı olsun, bir Beşiktaşlı olsun" mantığıyla teknik kadro seçilmez. Hırslı, ihtiraslı; hoca, "Ben seni devirip, yerine geçeceğim. Bu Milli Takım'ın hocası ben olacağım" diyecek adamlar lazım.