Ölü kuşlar bahçesi Fenerbahçe'de Avrupa ipi her yıl kopuyor ama cambazlar düşmüyor! Cambazlar şu sıralar ipin altından yürümenin hesabını yapıyor. Fenerbahçe'nin Avrupa'da başarılı olması için, neredeyse ülke futbolunun köküne kıran getirilecek. Aziz Yıldırım, yabancı sınırlamasının kaldırılmasını istiyor. Fenerbahçe'nin kadrolu yazarları destek veriyor. Çünkü her yıl taraftara verilip ertelenen sözlerin hesap günü yaklaştı. Lejyoner takımı olmakla, Fenerbahçe olmak arasındaki fark hissedilmediği içindir ki, Avrupa hayalleri her yıl erteleniyor. Fenerbahçe, Türkiye'de tavana vuruyor ama... Avrupa'da Daum ve Aziz Yıldırım'ın faili olduğu bir cinayet gibi duruyor.
***
Fenerbahçe'nin Schalke'ye 5 puan bırakmasının sebebi Nobre ve Luciano değil mi? Eğer elinizdeki yabancıları "adam gibi" seçerseniz, kaybettikten sonra sızlanma duvarına yaslanmanıza gerek kalmaz. Yabancılarla efsane ihracatı yapanlar, biraz yürek ithali yapsın! Ya da gençlik sokağına sapsın. Olcan orada duruyor!
***
Hiç kimse görmüyor ama, onca transfere karşılık Fenerbahçe'nin Avrupa'da "ölü kuşlar bahçesi" olmasının bir sebebi var. Daum, Avrupa ile Fenerbahçe arasındaki duvardır. Aziz Yıldırım, böyle bir Daum'a Avrupa'daki başarısızlığın hesabını sormak yerine, yeni bir yangın çıkışı icat ediyor. Başkan değil, teselli ustası sanki! Gerekçeli karar: Sofraya yalnız oturan, sofrayı da kendisi toplar. Bu görevi "Yabancılara" bırakmaz!
***
Ligin gerçeklerine gelince... Hakemler üzerinde öylesine bir Fenerbahçe baskısı oluşturuldu ki, hatalı bir pozisyonla ipi çekilmek istenen bir takım gibi duruyor Fenerbahçe. Ve o fırsat, Sivasspor maçında hakem İsmet Arzuman'ın karşısına çıktı. Aurelio'nun pozisyonunda, Sivasspor penaltı itirazı yaptı. Pozisyon penaltı değildi. Ama İsmet Arzuman penaltıyı vererek, "adalet haramilerini" mutlu edebilirdi. Pozisyonun penaltı olmadığı anlaşıldığı zaman, klasik bir savunma biçimi de hayata geçirilirdi nasılsa. "Ama Fener de elle gol atmıştı!" İsmet Arzuman, haftanın en kritik pozisyonunda, yürekli bir düdük çalmıştır. Üstelik, Fenerbahçe için işlenecek bir hakem cinayetine paha biçilemezken...
***
Beşiktaşlı Ailton'un Malatya'daki gaddarlığı yabancı özlemiyle yanıp tutuşanlara atılmış okkalı bir tokattır. Hakemliğin yüzünde sigara söndüren bitirim futbolculuk da, her hafta biraz daha palazlanıyor. Televizyondaki "pozisyon kadavraları" için bunların hükmü yok. Beşiktaşlı Çağdaş'ın Malatya'daki pozlarını bir kez daha izleyin. Galatasaraylı Necati, ödülünü her hafta alıyor zaten, elleri ayaklarından çok çalışırken. Ve diğerleri... Dikkat ediyorum da, hep büyük takımın bitirimlerine sağlanıyor bu ayrıcalık. Yara iltihap kapmış. Herkesin namı yürüyor.
***
Ali Sami Yen'deki küfür korolarına kimse sesini çıkarmıyor. Diyarbakırspor maçından sonra kapıda bekleyen gazetecileri, "Hepinizin bayramını kutluyorum" diye karşıladı Özhan Canaydın. Taraftarın yönetimi protesto etmeyi bırakıp, Fenerbahçe'ye küfür yağdırması da, bayram yerine geçiyor belki. Kalaylanmış bakır tavalarda, sportmenlik ızgara oluyor da... Televizyonların "esas oğlanları" için, böyle meselelerin hükmü olmuyor.