Hakemlerimiz Kuralları bilmek, dürüstlük, iyi eğitim ve iyi konuşmak hakemlik için yeterli değil. Sürekli tartışılıyorlar. Aslında bu yeni bir şey değil. Bizim zamanımızda da kötü hakem çoktu. Bugüne kadar birkaçı dışında iyi denilebilecek hakem hiç olmadı. Birçoğunun fiziği, kondisyonu ve koşması da hakemlik yapmak için müsait değil. Ufuk Özerten de doğru seçim değil. Televizyonlara yaptığı konuşmalardan sonra bu intibaya vardım. Hakemleri hangi maça neye göre atadıklarını söylediğinde onu tanıdım. Ben de bu nedenle canı yanan futbolculardan biriyim. Onları çok iyi anlıyorum. Ama biz hakemleri kimseye şikayet edemezdik, etmezdik de. Zaten o zamanki imkanlar kısıtlıydı. Benim dönemimin oyuncuları böyle bir şey bilmezdi. TRT yalnızca atılan golleri gösterirdi. (Onların da birçoğunu çekemezlerdi)
Bu tartışma bitmez Derdimizi Marco Paşa'ya anlatırdık! Şimdi bakıyorum da canı yanan herkes ekranda. Aşağı yukarı "aslında hakemler hakkında hiç konuşmak istemiyorum..." demeyen hoca, futbolcu ve yönetici kalmadı. İşin içindeki herkes birer kere muhakkak bu cümleyi söyledi. Hatta taraftarlar da yorumcuların hangisi işine geliyorsa onu örnek alıp tartışmayı hiç bitirmiyorlar. Hakemlerin yetersiz olduğunu söyleyip, onları suçlayıp işin içinden kendini kurtarmaya çalışmak çok doğru değil. Bugün banaysa yarın da sana. Bu iş bu şekilde devam ederse tartışmalar biter diye kimse de beklemesin!..