Etik'siz elemanlar! Konuşan Türkiye'nin ekseni de şülü de iyiden iyiye kaydı. Geveze ve boşboğaz Türkiye'ye doğru hızlı ve tepetaklak bir gidiş başladı. Şimdilerde moda kelime ise 'etik'.. Etik dersi verenler doping sabıkalıları, teşvik sabıkalıları, sahte penaltılarla gol kralı olup tarikattan siyasete geniş bir yelpazede yaşayan 'ileri' zekalılar. Ve bir dönem sistemin 'proje' takımının yöneticileri. Aslında zorunlu 'kurs' görmeleri gerekenlerin, patavatsızca ve yüzsüzce 'ders' vermeye çalıştığı enteresan bir ülke. Matematikteki etkisiz elemanın yerini futbol dünyasında etiksiz eleman almış. Aslında işlevleri de pek farklı değil; bu tavırları sürdüğü taktirde, çok yakında yutkunan eleman, bölünen eleman konumuna doğru, yatay ve düşey seyir izleyecekler. Vizyona giren ve uzun süre inecek gibi de durmayan filmin adı bile kimya bozmaya yetiyor; 'Biri ve diğerleri'.. En sonunda başka bir adam kalmamış gibi devletin resmi televizyonunda, sabıkalı bir eski topçu da etik dersi vermeye başladı ya, ölsem gam yemem. Daum'un 'kokain' davasından her fırsatta dem vuran fularlı etikçiler, Gerets'in şike sabıkasının üzerinde bile durmadılar. Sayın Canaydın, kendisine verilen Fair-Play ödülünün gerekçesini net bir şekilde yalanlayarak, "Golleri değil, Yıldırım'ın tavrını alkışladım" dedi ama o ödülü de nedense bir türlü iade etmedi. Muhtemelen kendisinin kaleme almadığı, bu nedenle de kağıttan okuduğu son açıklamasındaki bir söz tarihe itiraz değil de tarihi bir itiraf gibi; "Legal olmayan başarılar, kalıcı değildir!" Hiç şaşırtıcı değil, bunu herhalde en iyi kendileri, yaşadıkları için biliyorlar. Şu an içinde bulundukları durumu en iyi özetleyen vecize de bu olsa gerek. Fenerbahçe yönetiminin yerinde olsam, bu sözü, Fenerbahçe Stadı'nın içinde her yönden, her tribünden okunabilecek, kameraların her açısına girebilecek bir noktaya, en çarpıcı boyutta yazdırırım. Yanına da sayın Canaydın'ın ismini yazarım. Yazdırırım ki, herkes ibret alsın! Yaşamaya gerek yok, tecrübe söylüyor!