Başka Beşiktaş yok Konya'daki Beşiktaş'ı izlerken kafamda "Beyin fırtınası" yapmaya çalıştım. Fırtına bana birbirinin zıttı iki adet bilgisayar çıktısı verdi. Baktım ki çıktıların geçmişi, Cem Papila'lı Samsun depreminden başlıyordu. Şunu da fark ettim, o günden bu yana depremin "artçı" şokları devam ediyor. Gelinen nokta şu: Beşiktaş; ya kısa zamanda hiç yanlış yapmadan yeniden yapılanacak, ya da... Üzgünüm ama söylemek zorundayım. Beş yıl daha şampiyonluk yarışının çok gerisinde kalacak. Beşiktaş işte böyle tarihi bir yol ayrımında. Yeniden yapılanmanın "olmazsa olmaz" mecburiyetleri var. Bir... Yönetim 3-4 kişi değil, bütün olacak, kenetlenecek... İki... Alex Ferguson gelse, ligde bu sezondan bir şey olmaz.
O zaman Beşiktaş'ın geleceğine damgasını vuracak, Beşiktaş futbol biçiminin hocası bulunucak. Üç... Bu hoca hemen bulunamayacağına göre, acele edilmeyecek. Sisteme ve Beşiktaş felsefesine uyum sağlayacak kişi bulununcaya kadar, örneğin Mehmet Ekşi ile devam edilecek. Dört... Muhalefet ayaklanmayacak (ki ayaklanmıyor...) İki adım iktidar, bir adım muhalefet atacak. Yapılanmanın anayasasında gayrı resmi uzlaşma sağlanacak. Beş... Taraftar baskısından şikayet var. Taraftarın Beşiktaş sevgisi tartışılmaz. Ancak şöyle bir değişim olabilir. Taraftar, futbolcunun şikayet ettiği baskıyı bir süre rafa kaldırabilir. Bakarsınız bu, çok kötü üç futbolcuyu çok iyi üç futbolcuya dönüştürebilir. Hatta yapılanmanın ilk ışığını yakabilir. Demek ki çok kişiden çok "manevra" gerekiyor... Hem de hemen... Bunlar olmazsa, 5 yıllık "ucu açık" müzakere süreci sıkıntılı bir şekilde devreye girer. Karar anına gelindi... Başka Beşiktaş yok...