Yiğidin hakkı yiğide Futbolda teknik adamın ne derece etkili olduğunu en güzel örneğini Daum veriyor. Aslında adam geldiğinden beri bu örneği veriyor ama daha yeni yeni anlaşılmaya başlandı. En keskin kalemler bile yavaş yavaş yumuşamaya başladı. Çünkü artık söyleyecek fazla bir şey kalmadı. PSV maçının 11'iyle sahaya çıkmak elbette yapılacak en doğru hareketti. Fenerbahçeliler 3 günde bir maç yapmaya alışacaklar. Avrupa takımı olmak istiyorsan yapman gereken budur. O arenada top koşturan meslektaşları da bu işi böyle yapıyorlar. Konya maçının ilk 45 dakikasındaki inanılmaz kötü futbolu yorgunluğa bağlamak yüzeysel bir kaçış olur. Bu kötü futbolun altında yatan gerçeğin teknik adamla işi yoktur. Futbolcular işin muhasebesini kendi içlerinde yapacaklar. Rakibi küçümsemek, konsantrasyon eksikliği, havaya girememek, mücadeleden kaçmak gibi faktörler futbolcuların kafalarında bitirmeleri gereken faktörlerdir. Futbolcularına güvenen Daum'un oyuna müdahale ettiği an, Serkan'la Mehmet Yozgat'lıyı, Serkan'la da Olcan'ı değiştirdiği andır. Siz bakmayın Anelka ile gelen gole. O gol olmasaydı da F.Bahçe yine kazanacaktı. Yani Daum giden maçı çevirdi. Bakıyorum da bu konu hakkında tek bir kelime yok. Dedim ki, iş gene başa düştü. Yiğidin hakkını yiğide vermeli. Geçen sezon Zaragoza maçından sonra Daum ipe gönderilmişti. Ya Famagusto, Tromsö gibi takımlara elenseydi ne olacaktı? Haaa "Gerets'e bir şey mi oldu" diyeceksiniz. Haklısınız. Zaten ülkemizde iş Fenerbahçe'ye gelince her şey değişiyor. Biz de akıntıya kürek çekiyoruz.