Maskeli balo Tamam, tüm dünyada bahis çetelerine katılan futbolcu ve hakemlerin skandalları peşpeşe patlarken, endüstrileşen futbol tüm dünyada kirlenirken "Temiz bir lig" istemek sadece paranoya değildir. Ama her hatada bir artniyet aramak paranoyanın ta kendisidir. Futbol her şey olduğu için çok şeydir, yüzlerce elementin birleşmesinin bütünüdür. Bunun içinde insan da vardır doğa da, para da vardır iman da, hata da vardır doğru da. Siz bu tablonun sadece bir noktasına takılıp (Hatta sürekli bu noktaları kovalayıp) ortalığı birbirine katarsanız "Türk futbolu neden mehter takımı gibi" sorusuna da cevabı bulmuş olursunuz. Konya'da hakem hatalıydı.
Peki ya diğerleri? Hakem hatası ile golü yemişsin ama hala öndesin. Ve sen Konyaspor olarak bitime 17 dakika kala maçı bırakıyorsun! Bu hata değil mi? Ligin henüz 8.haftası. Önünde oynanacak 26 maç, 2 bin 340 dakika var. Ve sen lider takımın hocası olarak "Umarım şampiyonluk bu golle belli olmaz" diyerek yarısı bile oynanmamış bir ligi o 1 dakikaya sığdırıyorsun. Peki bu mantıksızlık değil mi? Üç büyük kulüp olarak "El değmemiş temiz bir lig istiyoruz" pankartını taşıyorsun. Bu, "Tribüne oynamak" ve diğeri karşısında acze düştüğünü itiraf etmek değil mi? Gündemde kalmak için sürekli yetiştiğin kurumları eşeleyip yıpratıyorsun. Bu çıkarcılık değil mi? Kendi taraftarından çekindiğin için maça gelmeyip "Fenerbahçe'yi protesto ettim" diyorsun. Bu komiklik değil mi? Bir maskeli balo oynanıyor. Alkış geldikçe yeniden sergileniyor, sergilendikçe yeniden alkışlanıyor. Roller değişse de balo devam ediyor. Ne kimse olduğu gibi görünüyor ne de kimse göründüğü gibi oluyor. Ve kulaklardan Yeni Türkü'nün şarkısı hiç eksik olmuyor: "...Tak etti canıma, bu maskeli balo ve onun sahte yüzleri..."