Maskeler düştü! Ve kral çıplak değil, çırılçıplak. Yasadışı, 'üçüz' ve 'ucuz' pankart eylemi ve ardından medyanın çanak sorularına verilen abuk subuk yanıtlar, 'kutsal ittifak'ın suçüstü belgeleridir. 'Elle atılan' değil, 'açık bir faul' olan o üzücü gol, perde arkasından yıllardır sürdürülen ittifakın gizli aktörlerinin yüzlerindeki maskeyi düşürmüştür. Ve tam da bu açıdan çok hayırlı ve çok sevindiricidir. Yıllarca 'kirli dönem'in rantını yiyenler ve susarak onlara ortak olanlar ile 'pay' tartışmaları dava dosyalarına girerek tescillenen 'diyafon' sabıkalıları, A.Sebat ve Rize maçları meclis tarafından 'şaibe' merceği altına alınanların 'temiz bir lig'den söz etmesi ise başlı başına bir ironi, hatta bir 'perdesiz komedi." O bahsedilen dönemin federasyon başkanı, yıllarca siyasilerin ve 'derin' insanların gözetiminde, alenen koruyup kolladığı, palazlandırdığı kulübe başkan adayı olduğunu dillendiriyorsa, bu da ayrı bir kendini ele verme ve iddiaları tescil etme çelişkisidir. Ancak organize atraksiyonlarla şampiyonluklara ulaşabilenler, Fenerbahçe'nin önünü yıllarca ancak böyle kesebilenler, doğal olarak 'bu basit bir hakem hatasıdır' diye düşünmez, düşünemez. Sanki Türkiye'de ilk kez ve o da Fenerbahçe'nin lehine oluyormuş gibi. Murathan Mungan çok yerinde ve olağanüstü bir tespitle der ki; "Türkiye'de herşey olursunuz ama rezil olamazsınız." O yüzden bu çabalar boşuna ve anlamsız. Zaten meseleleri 'temiz bir lig' filan asla olamaz, olsa olsa niye "artık neden eskisi gibi kollanmıyoruz" arayışı. Çabalar ve çırpınışlar boşuna, Fenerbahçe'yi durdurmaya asla güçleri yetmeyecek, hepsi bir araya geldiği (ve aslında yıllardır bir arada olduğu) halde yetmeyecek. O eski 'devr-i saadet'i, mumla arayacaksınız. O üçüz pankartlar, ne gariptir ki, futbolu kirletenlere yıllardır 'el' verenleri 'el'e vermekten öteye geçememiştir.