Bunlardan bir şey olmaz Ankara'dan dönüyoruz.. Şöyle bir bakıyorum.. Futbolcuların birbirlerini sevmedikleri hemen belli oluyor. Tümer uçakta arkadaşları ile oturmak yerine PAF takımının bulunduğu bölümü tercih ediyor. İsmi lazım değil, anlı şanlı bir futbolcu hiçbir şey olmamış gibi uçakta kahkaha atabiliyor. Yöneticiler şaşkın ve dağınık.. Havalimanında, kopuk ve birbirlerinden uzak oturuyorlar. Futbolcuların, Rıza Çalımbay'ı sevip sevmediklerini ilk bakışta tam kestiremiyorsunuz. Ama büyük çoğunluğun sevmediği kesin. Niye?.. Çünkü yedekte kalan, oynayanı kıskanıyor.. Oynayan ise hiçbir şey oynamıyor. Yedekteki sahaya girince oynayandan daha kötü oynayıp kendini deşifre ediyor.
Futbolcu, önce kendisi, sonra takımı, hocası ve taraftarı için oynar. Beşiktaş gibi gelenekleri olan bir takımda bunların hiçbirisi yok. Tümer, Ailton'a pas vermekten kaçınıyor.. Ailton hiçbir taraftan pas alamadığı için olup bitenleri şaşkınlık dolu gözlerle izliyor. Sezon başladıktan sonra "Eğer Beşiktaş ilk 6-7 haftayı en az kayıpla atlatırsa otobana çıkar" demiştim. Bir şey daha eklemiştim.. "Bu süre kötü biterse, her şey geçen sezondan bile beter olabilir" diye bir not düşmüştüm. Durum, bu ikincisine denk geldi. İşin en kötü tarafına gelince.. Bu takımda kriz çözecek tek bir lider futbolcu yok. Herkes kendi havasında. Taşın altına elini koyacak bir ağabey olmayınca takım dayanışması da olmuyor. Beşiktaş 2005-06 sizlere ömür!