Her daim Herr Daum Fenerbahçe'yi, dibe vurduğu senenin ertesinde, gencecik ve yepyeni bir kadro ile teslim alıp, 30 yıl aradan sonra 2 yıl üst üste şampiyon yapan bir teknik direktör, acımasızca yerden yere vuruluyor. Birileri Daum F.Bahçe'ye geldiğinden beri aralıksız ve sistematik saldırılarla, onu yerle bir etmeye, 'dahi Daum' ve 'Daum Efendi' gibi ünlemli sıfatlar takarak aşağılamaya çalışıyor. Dert belli; futbolcuların gözünde, taraftarın gönlünde ve yönetimin nezdinde Daum'u tartışılır hale getirmek. Bu acizce saldırıların gerekçesi de basit, oyuncuyu disiplinden koparmak, onları inanç olarak zaafa uğratmak ve de bu yolla F.Bahçe'yi alaşağı etmek. F.Bahçe'yi 'durdurma' yolunda başka çareleri kalmadı. Öfkelerinden 'kudurma' noktasına gelenler, futbolcuların yaptıkları en doğal açıklamaları bile çarpıtıp, takımdaki iç barışı bozmaya ve bu kez de bazı futbolcuları Daum'a hedef göstermeye başladılar.
Yeniçerilik devri bitti F.Bahçe'nin elinde kasıtlı olarak abartıldığı gibi olağanüstü bir kadro falan yok. Sadece iyi niyetli, genç ama mental eksikliği bulunan, tavan yapması gereken yaşta bile hala öğrenmeye çalışan yerli futbolcular ile kaliteli yabancılardan oluşan bir karma var. Bu takımdaki kronik istikrarsızlığının temelindeki ürkütücü gerçek; futbolcuya dayalı sistemdir. Rant gruplarının takım içi efeleri, yıllarca hocalara boyun eğdirmeye çalışmış ve bazen de hocaların kellelerini alarak, takımın da geleceğinden çalmıştır. Artık yeniçerilik devri ile 'transfer hovardalığı' da bitmiştir. Kasıtlı olarak sürüklendiği Daum tartışmalarından bıkan taraftar hocasına sahip çıkmalıdır. Çünkü o istikrarsızlığa karşı en önemli semboldür. 'Sitem' ile 'Sistem' arasında sıkışanlar ise lütfen 3 sezon öncesine bir kez daha baksın.