Anelka & Tuncay Hafta içinde Lig TV'de, Anelka'nın kariyeri boyunca attığı gollerin özetini seyrediyorum. İzleyenler zaten biliyordur. Özellikle Arsenal formasıyla attığı gollere hayranlık duymamak elde değil. Sürati, hırsı, gol vuruşunu her futbolseverin görmesini isterdim. Onu izlerken aklıma Mike Tyson geldi. Dünyanın en iyisiyken, en son adı sanı duyulmamış rakibine nakavt oluşunu izleyen herkes üzülmüştür. Anelka da o sona doğru ilerliyor mu diye düşünmemek elde değil. Özellikle Ailton ve Kleberson'un ilk maçlarında takıma uyumlarını görünce bu fikrim kuvvetlendi. Takımın hocası da Daum olunca, Fransız jenerasyonunun en iyisi Anelka'dan başarı beklemek hayalcilik olur.
İnce bir ipin üzerinde Takıma yıldız olarak gelenlerin yıldızlarını söndürmek çok kolay. Yıldız adaylarından yıldız yaratabiliyor musun? Takımda bu potansiyele en fazla sahip olan Tuncay şu anda ince bir ipin üstünde yürüyor. Lig başlamadan önce Tuncay'ın seyirci tepkisiyle karşılaşacağını söylemiştim. Tüm iyi niyetime rağmen, Tuncay'ın çok gol kaçırmasının kaçınılmaz olduğu düşüncesindeyim. 'Gol vuruşu' sonradan kazanılmaz. Yüksel Gülsoy'un dediği gibi kontrolsüz güç, güç değildir. Çok pozisyona girmek de önemlidir. Fakat gol yapamadıktan sonra sabaha kadar pozisyona gir, tabelayı değiştirebildiğin sürece forvet oynayabilirsin. Alex'in yeri, Tuncay'dan en fazla verim alınacak yerdir. Orada da şans bulmayacağına göre Tuncay kariyerinin en riskli ve zor sezonunu geçirecek. Allah yardımcısı olsun, çünkü golden sonra attığı tekmeleri Freud'un psikanalizleriyle yorumlayanlar var. Yani her adımı mercek altında. Sadece Anelka mazisini hatırlar, golleri sıralarsa Tuncay'ın yükü azalabilir.