Alaturka başkanlar Necati hastanelik olmuş, acılar içinde. Cihan'ın suratına baksanız, Mike Tyson ile 10 raund kapışmış sanırsınız. A.Gücü'nde kırmızı kart gören oyuncu yok. Necati'nin düşürüldüğü pozisyonun penaltı olduğuna bütün futbol kamuoyu hemfikir. Hani ya düşüren oyuncuya kırmızı kart, kimse tartışmıyor bile. Yetmedi G.Saray'ın iki penaltısı verilmiyor. Maç sonu A.Gücü başkanı feryat figan. Neymiş Ümit'in golünden önce faul varmış. Pozisyonun tersini düşünelim, Ümit'in yerinde A.Gücülü sayunma oyuncusu aynı vücut şarzını G.Saraylı'ya yapsa, hakem de penaltı verse, Cemal Aydın'ın çığlıkları kaç desibel artar acaba?
Canaydın niye gitti? Everton maçında silah sıkılmış. Hele şükür adam ölmemiş, yaralanmış. Fenerbahçe yöneticisiyle, kalemşörleriyle cezaya isyan ediyor. Diyarbakırspor maçında kaybedilen 2 puan için bulunmaz mazeret işte. Aziz Yıldırım buyurmuş: "Geçen yıl Beşiktaş maçında adam öldürüldü biz Beşiktaş'a ceza verilmesine karşı çıktık." Doğru söylüyor. Karşı çıktı, niye? Çünkü Beşiktaş lige havlu atmıştı. Fenerbahçe için şampiyonluk yolunda tehdit oluşturmuyordu. Galatasaray Kily Gonzalez'in bonservisi için kıran kırana pazarlıkta. Pazarlığı Özhan Canaydın yapıyor. Niye? Canaydın, Ribery'nin kaçısından kendini sorumlu tuttu. Kily Gonzalez'in işini kendi bitirip taraftarın gözünde zevahiri biraz olsun kurtarma derdinde. Başkan olarak İnter'in ayağına gidersen, adam senin elini görür ve resti çeker. Ve bir yıl sonra bedava serbest kalacak adama 1 milyon 750 bin euro'yu bayılırsın. Bıktık biz yukarıdaki örneklerde gördüğümüz alaturka başkan tavırlarından. Mikrofonu bir uzatsanız ağızlarından çıkan ilk cümle: "Basın yalan yazıyor." Evet basın arada yalan da yazıyor ama yalan yarışında sizinle yarışamıyor büyük başkanlar!