Gelin tanışalım Kavgası, gürültüsü, adam öldürmesi, adam yaralaması, saçma demeçleri, gerçek veya aslı olmayan iddiaları, hakemleri suçlaması, çifte standartlı kararları, karaborsa biletleri, protokol tribününden ayakkabı fırlatmaları, devlet temsilcilerinin yerel takımları kollamaları, büyük-küçük ayrımları, istifaları, görevden almaları gibi görüntüleriyle dünyanın "en sesli ligi" başlıyor. Hayırlara vesile ola. Şüphesiz ki, böylesine bir curcuna içinde her zaman en öndeki kişiler, ne gol atanlar, ne de ucuz gol yiyenler değil, hep hakemler olmuştur. 40 bin kişiye varan bir toplumun önüne çıkıp hak dağıtabilmek çok zor bir iş. Ufuk ÖZERTEN'in dediği gibi, hakemlere ana avrat sövenlere, "Çıkın sahada bir tur atın" deseniz kapıyı şaşırırlar. İçlerinde takım tutanlar, kalabalıktan korkanlar, basının tesirinde kalıp düdük çalanlar da olabilir. Ama hakemlik "yürek" işidir. Ve de, bu insanlarin ezici çoğunluğu "Namuslu insanlardır." Çoğunun mesleğine baktığınızda saygın yerlerdedirler. Ama.. Kimdir hakemler? Onları en yakından tanıyan futbolcular bile "Tanımazlar hakemleri." "Gelin tanışalım" öyleyse. Yıllar yılı deplasmana giden takımların içlerinde hep aynı kurt yaşar. "Ev sahibi şimdi onları ağırlıyordur. Havalimanından maça kadar hep beraberdirler." Şimdilerde pek aslı yoktur ama geçmiş hep böyle yaşanmıştır. Yıllar önce federasyon başkanı Kemal ULUSU'ya şu teklifi götürmüştüm: "Maçtan önceki akşam üzeri hakemler, gözlemciler, iki tarafın idareci ve futbolcular, gazeteciler akşam çayında bir araya gelsinler. Birbirlerini tanısınlar, kuralları konuşsunlar, insani yaklaşımları olsun. Tanışık insanlar saha içinde daha uygar münasebetler içinde bulunur, bir kahvenin hatır gereği sevgi ve saygıları oluşur, seyirciyi kararlarından dolayı tahrik etmezler." ULUSU, "Güzel ama, toplum hazır değil" demişti. Aradan yıllar geçti, belki toplum hazırdır. Birbirimizi sevmemiz için tanımamız lazım. Sayın BIÇAKÇI, Sayın ÖZERTEM bu teklife ne dersiniz? En azından" hiç zararı olmaz." Bakarsınız tanışırsak severiz birbirimizi.