Şimdi kına yakın! Evet şimdi kim "pardon" diyecek? Evet şimdi "kim fatura benim" diyecek? Evet bu faturayı "kim veya kimler ödeyecek?" Biz bu filmi geçen sezon da izlemiştik. Senaryo aynı, oyuncular aynı, senaristler aynı. Sadece yönetmen farklıydı. Yine umutlar, yine ümitler, yine Trabzonspor için olmazsa olmaz olanlardan Şampiyonlar Ligi şansı Avni Aker'in çimlerine gömüldü. Yazık oldu... Günah oldu. Soruyorum kim bunun hesabını verecek? Perşembenin gelişi çarşambadan belli de Trabzonspor'un sıkıntıları daha hazırlık döneminde başlamıştı. Transferde geç kalınmıştı. Fatih'in ameliyat olacağın hazırlık döneminde olmayacağını hatta Şampiyonlar Ligi'nin ilk ayağında oynamayacağını 7'den 70'e büyük küçük herkes biliyordu. Herhalde bunu bilmeyen sadece yönetim ve teknik heyet oldu. Bu takım bas bas bağırıyor; "Takviye şart" ama maalesef alan yok. Yapılan üç transfer de son haftaya sıkıştırıldı. Evet yine soruyorum; "kimler, kim faturayı ödeyecek?" Herhalde bu faturayı bizler ödemeyeceğiz. Kolu kanadı kırık, tamamen oyun kurgusunu savunma ağırlıklı kuran Rum ekibi Famagusta karşısında oyunun ilk dakikalarında gücünü sahaya yansıtamıyorsan demek ki bir yerlerde sıkıntı var demektir! Seyirci desteğini arkana almışsın, bütün her şey lehine, karşındaki rakip ringde gardı düşmüş boksör gibi. Sen sana gereken sayısal üstünlüğü yakalayamıyorsan demek ki sen ne fiziki olarak, ne fikri olarak, ne taktik, ne teknik olarak bu maçlara hazırsın! Şimdi birileri kına yaksın! Kınayı öyle bir yaksın ki kınanın bırakacağı "iz" onlara ömür boyu bir şeyler hatırlatsın.