Türkiye kaybetti Dünya Kupası'na gidemezsek bunda Ersun Yanal'ın bir suçu yok. Suç çapı, yapısı belli, kapasitesi belli adamı aldığı sonuçlara rağmen orada tutanlarda Birkaç Fenerli üyenin ısrarı ve Bıçakcı'nın masaya yumruğunu vuramaması nedeniyle bugünlere geldik. Grubun favorisiyken medet umar hale düştük
Milli takımın ortaya koyduğu futbolun alkışlanılma-sı gerektiğini söyleyenler var. Siz bu görüşe katılıyor musunuz? Ben sokakta milli takımın futbolunu ya da Ersun Yanal'ın alkışlanması gerektiğini söyleyene rastlamadım. Kuralar çekildiği zaman bu grubun bir numaralı takımı bizdik. Şimdi bırakın 1. olmayı, 2.'lik bile Kaf Dağı'nın arkasında. Bundan sonra ki bütün maçlarımızı kazanmamız dahi yetmiyor. Bizim play-off oynamamız için rakibin puan kaybetmesini beklemek zorundayız. Grubun en iyisi olan takım 4 maç kala böyleyse bunun alkışlanacak yanı yoktur.
Ayrıca oyunun neresini alkışlıyorlar, kim alkışlıyor hayretler içindeyim! Şimdi Ersun Yanal diyor ki, "Hakan Şükür benim sistemime uymuyor." Saygı duyuyorum. Ama Ukrayna maçında 53, Yunanistan maçında 57 orta var. Yani bu kadar doldur boşalt oynayan bir takımda Hakan Şükür'ün sisteme nasıl uymadığını bir teknik direktörün anlatması lazım! Bunu anlatamıyorsa ya futbolu bilmiyordur, ya da beni aldatmaya çalışıyordur, gerçekleri saklıyordur. Bunların ikisi de bir lider adama, bir güvenilir adama yakışmaz. Ne yaptığını bilmeyen ya da bildiğini söyleyemeyen bir adam Türk Milli Takımı'nı bir yere taşıyamaz. İki maçta 120'ye yakın orta yapıyor milli takım. Oynadığı futbol iki maçta da aynı. Doldur Allah doldur 18'e topu.
FATİH DAHA GELİŞECEK Fatih Tekke 57 ortadan dördüyle buluştu. Efendim "Gol kralı, asist kralı." Bunlar ayrı şeyler. Ersun Yanal istatistiklerle milleti kandırmaya çalışmasın. Jardel dünya gol kralıydı, Brezilya Milli Takımı'nda oynayabildi mi, kadroya girebildi mi? Bunu Fatih Tekke'yi küçümsemek için söylemiyorum. Fatih Tekke geleceği çok parlak bir oyuncu. Gelişecektir. Ama milli maç oynamak başka bir şeydir. İki; Hakan'ın oynaması veya oynamaması rakipler açısından da önemli. Fatih Tekke'ye başka türlü bakıyor dünya, Hakan Şükür'e başka türlü. Şimdi Ukrayna, Türkiye'ye gelirken ayaklarımız titriyor, "Shevchenko Shevchenko" diye. Shevchenko değil de Ukrayna gol kralı Mevişenko gelse, kimin umurunda olur. Aynı şey bizim için de geçerli. İnsanların korktuğu bir tek isim var Hakan Şükür. Hemen hemen her milli maçta gol atmış, milli takımın da, liglerin de gol kralı bir adam. Eee "Sistemime uymuyor!" Devre arasında Emre diyor ki, "Hoca topu yere indirelim. Adamların savunmasının boy ortalaması 1.80'in yukarısı, bizim en uzun adamımız 1.70, habire oraya orta yapıyoruz." "Hayır, havadan oynaya devam edin, benim sistemim bu" diyor. Senin sistemin havadan oynamaksa tekrar tekrar soruyorum izah et: Hakan Şükür niye uymuyor sistemine?
RÜZGARA GÖRE KONUŞUYOR _Yanal'ın Hakan Şükür'ü kadroya almamasında başka nedenler olduğu da konuşuluyor. Niye açıklamıyor? Düşündüğünü açıklayamayan, gerçekleri cesurca söyleyemeyen birisine ben nasıl güvenirim, arkasından giderim. Rüzgara göre konuşuyor. Bütün sistemi Hakan Şükür üzerine kurulu ama Hakan Şükür yok sahada. Şimdi tabii sorun Ersun Yanal değil. Sorun Ersun Yanal'ı oraya getirenler ve orada tutanlar. Ersun Yanal niye bu koltuğa oturmuş? Bunu bize bir anlatsınlar ve takımı bu hale getirdiği halde hâlâ nasıl görevde kalıyor, ardından bunu izah etsinler. Suç Haluk Ulusoy ve Levent Bıçakcı federasyonlarının. Türkiye 2006'ya gidemezse bunda Ersun Yanal'ın çok büyük bir günahı yok. Çapı belli, kapasitesi belli, kafası belli, yapısı belli adamı aldığı sonuçlara rağmen orada tuttular. Yaptığı konuşmaların inandırıcı olmamasına rağmen tuttular. Neticede bu hale geldik.
FENERBAHÇELİLER KORUDU Levent Bıçakcı, dört ay evvel Almanya'da benimle konuşurken Yunanistan'ı yenersek çok şeyin değişeceğini biliyordu. Ersun Yanal'ın değiştirilmesi gerektiğini de biliyordu; değiştiremedi. Federasyondaki Fenerbahçeliler, Fenerbahçe'yi çok sevdiğini her haliyle gösteren Fenerbahçeliler, Ersun Yanal'ı milli takımın başında tuttular. Ülkede başkanlık sistemi olmasına rağmen... Levent Bıçakcı yumruğunu masaya vurumadı, "Ben riski almıyorum. Ersun Yanal gidecek" diyemedi. İki tane Fenerli üye "Ersun, Ersun" dediler bu noktaya geldik. Ama onlar da sorumlu değiller: Suçlu Levent Bıçakcı'dır. Eğer değiştiremiyorsan, gücün de yetmiyorsa bu işi bırakacaksın. Nereden bakarsan bak yanlış ve kaybeden Türkiye oldu. Biz Almanya'nın en güçlü adayıydık. Bir evvelki Dünya Kupası'nın 3.'sü olarak orada olmalıydık. Bu 3.'lüğe Aziz Yıldırım gibi "Tesadüf" demesinler diye orada olmalıydık. Almanya'da kendi sahamızda gibi oynayacaktık. Şimdi gidemiyoruz.
FUTBOLDAN ANLAMIYOR _Oyun anlayışını nasıl buldunuz? Tek forvetle başladı, ardından Tuncay ve Necati'yi oyuna aldı. Adam farkında değil. Tuncay'ın Fenerbahçe'yi sezon başından beri nasıl ateşlediğinin, nasıl coşturduğunun, nasıl taşıdığının farkında değil. Daum, Tuncay'ı "Sevmiyor, yıpratmak istiyor" diye o da aynı dumen suyuna giriyor. O takımın bütün rengini, havasını değiştirecek adamın Tuncay olduğunun farkında değil. Tuncay'ı 60. dakikada oyuna sokuyor. Şimdi, Yunanistan'ın savunma futbolu oynadığını dünyanın en aptal, en geri zekalı yorumcuları bile biliyor. Bir tane forvet bırakıyorlar, kapanıyorlar, kontratakla gol arıyorlar. Kaç kişi bekledik? Böyle bir Yunanistan'a karşı iki ön libero Hüseyin ve Koray'la oynamanın anlamı var mı? Oraya atak adamlar, klas adamlar, oyun kurucu adamlar, teknik adamlar koysan olmuyor mu? İki tane stoperin var önlerine iki stoper daha koyuyorsun. Kimden korkuyorsun, neden korkuyorsun? Adam gelmiyor ki üstüne zaten. Bunun farkında değil. Türkiye'yi eksik oynattı. Koray ve Hüseyin'e bu takımda yer yok. 45 dakika sonra anladı ki Koray'ın yeri yok ama Hüseyin'in yeri olmadığını hiç anlamadı. Zaten anlasa da yerine koyacak adam yok. Düşünebiliyor musunuz, 0-0 maçı kazanmamız lazım. Kurtarıcı adam Serkan. Yani kendinizi o takımın futbolcusu olarak düşünün. Sonuncu oyuncu değiştirme hakkını kullanıyor teknik direktörünüz ve takıma Serkan giriyor. "Vay be şimdi o bir çakar!!!"
FIRSATI DA KULLANAMADI Serkan girerken gereken değişikliği de yapamadı. Ben dedim ki, Serkan'ı sağ beke alır, Altıntop'u ortaya koyar. Altıntop şut menziline girer. Çünkü adamlar kalecileri dahil öyle boylular ki, armut gibi topladılar topları. O zaman bu takıma şut atacaksın. Zon defans yapıyor adamlar basketbolda olduğu gibi. Kapanmışlar 18'in etrafına. Zon defansı çözmenin yolu şuttur. Şut atacak adam sağ bekte. Çünkü kafasında Altıntop sağdan topu getirip orta yapacak. O takımın en sert topa vuran adamını orta yapmak için kullandı 90 dakika. Serkan fırsatı eline geçtiği halde. Ersun Yanal futbolu bilmiyor, hakikaten bilmiyor. Rakibi analiz etmeyi bilmiyor, seçtiği takımla rakibin alakası yok. Türk futbolu bu kadar düştü mü, bu kadar acizleşti mi? Kenarda oturan adamlar arasında bir tane oyunu değiştirecek adam yok. Tuncay! Onun içeride olması gerekiyor.
DAHA KÖTÜSÜNÜ GÖRMEDİM Federasyonun elinde bilgiler var. Şike iddiaları gazete manşetlerinde. "Bahis oynayan Trabzonlu milli futbolcu kim?" diye. Yanında Gökdeniz'in resimleriyle. Ortalık birbirine karışmış. Sen bu Gökdeniz'i sahaya çıkarıp hayır bekliyorsun. Şimdi Kazakistan dönüşü o dosyalar açılacak, bakalım ne olacak? Benim bildiğimi Gökdeniz bilmiyor mu? Bu çocuğun kafası karışık olmaz mı? Kafası karışık adamın Yunanistan maçında ne işi var? Bunların farkında değil Yanal. Takımın morali nedir, bireysel moral nedir, bireysel taktik nedir? Bilmiyor. Yanında da bunları anlatacak bir adam da yok. Adını sanını kimsenin bilmediği yardımcı antrenör var milli takımda. Türk Milli Takımı'nın bu kadar zayıf bir kadroyla yöneltildiği görülmedi.
DAHA BAŞTAN BELLİYDİ _Son 4 maça girildi. Bundan sonra ne olur? Bitmeden bitmez. Ama şu anda Ukrayna'nın yerinde biz olmalıydık. Liderliği garantilemiş olmalıydık. Şimdi biz bütün maçlarımızı kazansak bile Yunanistan'ın puan kaybetsini bekleyeceğiz. Liderlikten umudumuzu kestik, "ikinci olalım da play-off'a girelim" diye çırpınıyoruz. Onun için rakibimizin, diğer rakibimizi yenmesi için dua edeceğiz. Dünya 3.'sü Türkiye'yi bu hale getirdik. Şimdi diyor ki Ersun Yanal, "Ben Dünya 3.'sü takımı devralmadım." Ortada iki tane takım vardı. Dünya 3.'sü olmuş A Takımı ve Konfederasyon Kupası'nda bütün seyredenleri büyülemiş, ümit takım, yeni takım. Sana iki tane takım teslim edildi birisi dünün, birisi de yarının takımı. Dünün ve yarının takımından Ersun Yanal, bugünün takımını çıkarmayı başaramadı. Çapı bu kadar. Çıkaramayacağı Gürcistan maçında besbelli iken, onu ısrarla görev başında tutanları ben anlamıyorum.
GÜNEŞ BU KADAR DEĞİLDİ _Dünya üçüncülüğüne rağmen bir önceki teknik direktör Şenol Güneş de eleştiriliyordu. "Gelen gideni arattı" diyebilir miyiz? Şenol Güneş'i en çok eleştirenlerden birisi de bendim. Ama Şenol Güneş'te bir futbol nosyonu vardı. Bunda o da yok. Tekrar söylüyorum "Benim sistemimde Hakan'a yer yok" deyip de iki maçta 120 orta yaptırmasını bana birisi anlatsın. Şenol Güneş böyle bir hataya düşmedi. Şenol Güneş'i ben Hakan'ı oynattığı için eleştiriyordum. Hakan o sırada dökülüyordu. Kenarda Nihat gibi, İlhan gibi o zamanın iki formda adamı vardı. "Bunlara şans tanı" diye. Götürdün başlattın tamam ama adam oynayamıyor, formsuz. Moralmen sarsılmış, yıkılmış. Hakan Hakan değil. Bu Hakan da ısrar etme. İnsanları yerine ve zamanına göre değerlendireceksin. Bu dengeyi iyi kurmak gerekiyor.