Gitmiyorsa gönderilsin Eğer Dolmabahçe semalarında "istifa" sesleri yankılanmışsa ve bu haykırış Ortaköy'den, Harbiye'den bile duyulmuşsa, 'işin sonu gelmiş' demektir. Ben Ersun Yanal'ın işbaşı yapmasını olumlu bulanlardan da olmadım, hemen ardından gitmesini isteyenlerden de.. "Madem ki çoğunluk böyle istedi, o zaman belli bir süre susmalı" diyenlerden oldum. O süre bitti.. Görüldü ki, milli takım elbisesi Ersun Yanal'a bol geldi. Kazakistan maçını kazanmış olsak dahi, Ersun Yanal'ın vereceği en güzel karar, istifa kararı olmalıdır. "İstifayı düşünüyor musunuz?" diye soranlara "Bu ne biçim soru?" diyen bir teknik adam olaya böyle yaklaşmayı sürdürürse B planı devreye sokulmalı ve görevden alınmalıdır.
Şu belli oldu.. Ersun Yanal'la bir yere varamayız. Yunanistan maçının birinci ve ikinci yarı falsoları tamamen onun eseriydi. Yanal, şansın yeniden bize dönebileceği böyle tarihi bir sınavda affedilmez hatalar yaptı. Bazı arkadaşlar onun sahaya doğru 11 sürdüğünü savundular. Hayır, yanlış 11 sürdü.. Bir tek yanlışlık bile doğru 11'i bozar. Yunanistan defansını Avrupa'da kimse aşamazken, o tuttu Fatih Tekke'yi kurtların arasına kuzu gibi attı. Kazanması gereken takımı, tek forvetle evinde değil, adeta deplasmanda oynattı. Korktu.. Necati ve Tuncay'dan birini Fatih'in yanına koyup riske girerek cesurca başlayamadı. İkinci yarıdaki hava toplarında bütün Türkiye birisini ararken; o, aklından bile geçirmedi. Ersun Yanal sayesinde göbeğimizi artık kendimiz kesemeyecek, kaderimizi kendimiz belirleyemeyeceğiz. Üstelik geri kalan 4 maçın 3'ü deplasmanda. Bir yanlış seçim yüzünden Almanya hayallerimiz, matematik dışında gitti. Bilgisayar tarafı parlak birisi, Yunanistan maçının senaryosunu böyle yazmışsa, ekranı kapatsın. "O giderse kim gelir?" derseniz, yanıtım hazır.. Aykut var.. Samet var.. Ziya var.. Şifo var.. Hatta oyun okumanın ustası kesilen Rıdvan var.. Tecrübeleri bile yeter.