Tek Fatih ile olmaz Böyle final gibi maçları kazanamaz-san hedefi de yakalayamaz-sın. Hele gole ihtiyacın olduğu bir zamanda tek adamla hücumu düşünürsen gol de atamazsın. Neticeyi de bulamazsın. Yunanistan çok iyi bir takım değil. Ama çok iyi mücadele eden, defans kurgusunu, anlayışını, çok iyi uygulayan bir ekip olmuş. Futbollarına bakarsanız mahalle futbolu düşüncesi var. Karşılarındaki rakibe top oynatmıyorlar, presle oyunlarını bozuyorlar. Boyları bizim takıma göre büyük bir avantaj. Oyunun başından son dakikasına kadar hava toplarındaki hakimiyetleri hep Yunanlılar'daydı. Kenarlardan gelen ortaları peynir ekmek gibi topladılar. Fatih Tekke bir tek 83. dakikada bir top yakaladı onu da gol yapamadı. Aslında Fatih gibi bir oyuncu böyle pozisyonların ustasıydı. Yenal hocama bir sözüm var; madem sağdan soldan orta ile golü düşünecektin o zaman Eyfel Kulesi gibi kafaya çıkan Hakan Şükür'ü kadroya alır, oynatırdın. Aslında oyuna çok iyi başladık. Ayağa top oynadığımız müddetçe oyuna ağırlığımızı koyduk. Hele defanstan olumlu top çıkınca oyunu daha da zenginleştirdik. Ama "dan dun"a başladığımız anlarda oyunda Yunanistan'a istediğini verdik. İkinci yarının başında gol ustası Fatih Tekke o kafayı bilinçli ve akıllı vurmuş olsa oyun kopardı. O golü atamayınca 54. ve 55. dakikalarda Yunanistan biraz şanslı olmuş olsaydı iki gol bulurdu. Direkten dönen toptan sonra Karagounnis'in vuruşunu Rüştü muhteşem kurtardı. Tuncay'ın oyuna sonradan girmesi gol yollarında bize üretkenlik kazandırdı. Daha çok pozisyon bulduk. Tuncay ile iki pozisyon yakaladık. Ama maalesef istediğimiz golü bulamadık. Yıldıray, İbrahim Toraman gerçekten takımın en iyileriydi. Koray'ı anlayamadım. Adeta dün tel tel döküldü. Hele bu kadar top kaybı yapmasını da yadırgadım. Hakem Markus, akıllı bir yönetim gösterdi. Ama takdir haklarının çoğunu Yunanistan'ın lehine kullandı. Yıldıray'ın son dakikadaki pozisyonunda sanki Türkiye gol atmasın diye büyük çabuklukla düdüğü ağzına götürmesi, hemen sarı karttan sonra hızla kırmızı kart göstermesi bunun delilidir. Artık şansımızı kendimizde değil rakiplerimizin kaybedeceği puanlara bıraktık. Şu bir gerçek ki "atı alan çoktan Üsküdar'ı geçti." Hayallerimiz ise hep aynı şarkı hep aynı nakarat diyerek umudumuz bir başka bahara kaldı.