Siyah-beyaz bir aşk hikayesi Ağustos ayıydı.. Güneş bütün sobalarını yakmış, mavi gökyüzünde keyif çatıyordu.. Rıhtımda ağır abi gibi duran gemi, uzun bir yolculuğa göz kırparken, çımacılar halatları çözmüş, aheste aheste kalkmakta olan gemiye el sallıyorlardı. Şampiyonluk gemisi, bacasından tüten siyahbeyaz dumanıyla, kaşlarını kışkançlık bulvarına çatmış, bulutlara nazire yapıyordu. Dolmabahçe sahillerine kamp kurmuş yüzbinler, 6 hafta sürecek bir bekleyişin tatlı heyecanı içindeydiler. Yabancı sularda hatalı dümen kullanan gemi kaptanı, bütün iyi niyetiyle engin denizlere savaş ilan etmişti. İlk 5 limandaki bilanço akıllara zarardı.. Gemi, her yerinden yara almıştı. Ayakta durmasının yegane bir sebebi vardı: Manevi iç huruzu. Marmara kıyılarından Dolmabahçe sahillerine kulaç atan rotası bozuk bu gemi, iskeleye yüzbinlerin haykırışları arasında yanaştı. Herkesin kalbinde aynı flama vardı. Sevinmek için sevmedik.. Lakin Trabzon limanında, Kuddusi denen vatandaşın gemiyi ele geçirmeye çalışması yanlış tesadüflerin akıllı hamleleriydi. Bu arada gemi kaptanını, Dolmabahçe açıklarına demirlediklerinde zorla Yeniköy'e götürmüşlerdi. Semtin kasaplarına!.. Yolculuk sırasında tayfa Carew'in rüştünü (!) ispat ederek nefis çalımlarla direğe tırmanışı, miço Mustafa'nın karanlık sulardan intikam alışı; kaptanın seyir defterine altın harflerle yazılıyordu. Tersane yönetiminin hiç istenmeyen talihsiz bir olay sonucunda gemiyi üç haftalığına kızağa alması, deniz bilimlerini alt üst ediyordu. "Şefaatinden vazgeçtim, bari mezarımdan taş çalma" mantığının en kuvvetli ayrılık rüzgarı, geminin Konya ovasında kaybolduğunda esiyordu. İspanyol kaptan, sessiz terkediş filminin başrol oyuncusuydu. Zorunlu ayrılık, sorunlu birlikteliğin "The End" çizgisindeydi. Ve geriye o geminin 20 sene tayfalığını yapmış yeni bir kaptan geldi. Ekmeğiyle sütüyle, saçlara düşmüş akıyla, ciddi yüz hatlarıyla yeni bir kaptan.. O ki, tüm liman muharebelerinde bir yenilgiyle adeta güven tazelemiş, Pancu denen tayfadan Panter icad ederek gönüllere taht kurmuş, yara almış geminin tüm onarım masraflarını üstlenmiş bir Kartal yürekli... Ve son limandaydık geçenlerde... Kürek çekmiş tayfaların yorgunluğu, dut yemiş bülbülerin suskunluğu çökmüştü cümlemize. Belki de yeni bir yolculuğun şişkin hayallerini kuruyorduk. Siyah-beyaz düşlerimiz, sevda ambarlarında fink atıyordu. Ve hiç bir denizin susturamayacağı martılar, geminin güvertesinden haykırıyorlardı: Gelecekse tüm acılar senden gelsin, Bu sevdadan vazgeçersek, Allah cezamızı versin!..