Çizgi ötesi Türkiye Kupası finalinde 3 gol birden atıyor Hakan Şükür.. Galatasaray 5 golle yeniyor ezeli rakibini.. Bütün sarıkırmızılı camia mutlu.. En büyük Hakan, en büyük Hagi.. Pazar Fenerbahçe kaybederse Galatasaray şampiyonluğa ortak olacak.. Kaybediyor da.. Ama Gençlerbirliği bütün hesapları bozuyor. Hagi, Hakan'ı oyunda bıraksa, ertesi gün bütün yorumcular, "Hakan torpilli mi, neden genç bir oyuncuyu sokmadı" diyecekler.. Şimdiye kadar dedikleri gibi.. Hagi bu kez onları dinlercesine çıkartıyor Hakan'ı.. Belki de en çok ihtiyacı olduğu dakikalarda.. En azından Fenerbahçe derbisi öncesi.. Kral'ı isyana teşvik ediyor.. Yorumcular bu kez, "Bu adam çıldırmış, Hakan oyundan alınır mı" diyor.. Hakan da Hagi de bu sezon olağanüstü şartlardan geçtiler.. İkisi de çok başarılı.. Biri eleştiri yağmuru altında bir kupa aldı.. Şampiyonluğu küçük maçlarda, son dakika golleri yüzünden kaçırdı belki de.. Diğeri varını yoğunu ortaya koyup çok kritik goller attı. Şimdi ikisinin morali de bozuk.. Çünkü biliyorlar ki şampiyonluk kaçarsa, hele hele ikincilik de giderse fatura kendilerine kesilecek.. Ve bu şartlar altında gelecek yıl kalsalar bile ne kadar rahat olacaklar, ne kadar başarılı olacaklar, bilemiyorlar.. Hagi de Hakan da "Gitmekalma" arasındakı ince çizgideler artık..
***
Fenerbahçe çok büyük sürpriz olmazsa bu sezonu da şampiyon olarak tamamlayacak.. Ama kupadaki hezimet ve son Ankaragücü yenilgisi yüzünden Daum'un kredisi çok azaldı.. Belki de bir tek ben, bağırıyorum, "Daum kalmalı" diye.. Bana kızanlar, küfredenler, tepki koyanlar, hatta tepkisini başka yollardan göstermeye çalışanlar var.. Ama ben Daum kalırsa Fenerbahçe'nin gelecek yıl bu yıldan daha başarılı olacağını düşünüyorum.. Muhteşem kariyerli Del Bosque'nin gelişini düşünüyorum.. Avrupa Kupalı Hiddink'in çöküşünü hatırlıyorum.. Şampiyonluktan sonra gönderilen Parreira'nın, Lucescu'nun ardından nasıl ağlanıldığını hatırlıyorum.. Daum da belki hayatının maçına çıkacak pazar akşamı.. Eğer ipler kendi eline geçerse, iyi futbol,net bir skor ve şampiyonluk gelirse, o da soracak kendine, "Gitmek mi zor, kalmak mı" diye.. Ve Rüştü.. Artık kafaca Fenerbahçe'den uzaklaştı.. Açık açık söyledi bunu zaten.. "Seneye yokum" dedi.. Rüştü kendine yazık etmemeli.. Bir an önce psikolojik destek almalı.. Sadece konuşma amaçlı.. Çünkü geçirdiği olayın hâlâ etkisinde.. Fenerbahçe'nin bütün kritik maçlarına hata yapma korkusuyla çıkıyor ve yapıyor..
***
Gitmekle, kalmak arasında bocalayan bir başka isim daha var.. Ersun Yanal.. Öyle devreler geçirdi, öyle inişler çıkışlar yaşadı ki şimdi etrafının çok boş olduğunu gördü.. Birkaç kişi hariç kendine yaklaşan çoğu kişinin farklı amaçlar peşinde olduğu gerçeğiyle karşılaştı.. Eğer Yunanistan maçından önce istifa etseydi, kariyeri açısından büyük yara alacaktı.. O beklemeyi tercih ediyor.. Kötü bir sonuçta zaten federasyon tazminatını verip gönderme planları yapıyor.. İyi bir sonuçta ise beklenmedik gelişmeler yaşanabilir.. Çünkü ipler o zaman Yanal'ın eline geçmiş olacak..
***
Çok ilginç değil mi? Kaçan bir gol, hatalı bir geri pası, yanlış kalkan bir bayrak.. Birçok insanın kariyerini, kaderini değiştiriyor.. Takımlar düşüyor, takımlar kalıyor.. Kupalar alınıyor, kupalar kaçıyor.. Şampiyon olunuyor, şampiyonluklara veda ediliyor.. Sadece futbolcular, teknik adamlar, yöneticiler, başkanlar değil etkilenen.. Sadece taraftarlar değil üzülenler.. Bir topun çizgiyi geçip geçmemesi artık siyaseti de ilgilendiriyor, iş dünyasını da.. Çünkü artık futbol sadece futbol değil.. Golü atanlar sadece oyuncular değil.. Tıpkı golü yiyenlerin sadece kaleciler olmadığı gibi..