Vardır bir hayır Galatasaray kupadan sonra şampiyonluğu da kazansaydı Hagi'yi göndermek zor olabilirdi. Gelecek sezon Galatasaray daha da perişan olurdu. Hagi hoca moca değil. Belki böylesi daha hayırlı oldu
Fenerbahçe maçında Hagi'yi ve hakemi yenen sarıkırmızılılar, bu kez Hagi'ye ve hakeme yenildi. Normalde G.Birliği'nin hükmen yenilmesi gerekiyordu. Yunus Yıldırım iki tane de penaltı vermedi
Daum, Selçuk'u çıkartıp Hooijdonk'u oyuna aldı. Benim medyam Hooijdonk niye oyuna girdi farkında değil. Aynı Hagi gibi. Oyuna bakıyorlar ama okuyamıyorlar. Tabelada ne varsa onu yazıp çiziyorlar
Kupada Fenerbahçe'yi farklı geçen Galatasaray, iddiası olmayan Gençlerbirliği'ne yenildi. dört günde ne değişti?
Gençlerbirliği maçı ile Fenerbahçe maçı arasındaki tek fark Mondragon'du. Mondragon o kadar kurtarış yapmasaydı kupa maçı da hüsranla bitebilirdi. Bu iki maçın ortaya çıkardığı bir tek şey var: Türk spor medyasının tabelacı olması. Ben hep derim "Bunlar spor yazarı değil skor yazarı" diye. İki gün önce göklere çıkardıkları, "Herkese haddini bildirdi" dedikleri adamın biletini kestiler. Şimdi bakıyorum "Hagi'ye yol göründü, Hagi'ye bay bay" manşetleri. Dört gün içinde Galatasaray'ın oynadığı futbol arasında fark yok.
Fenerbahçe maçında Mondragon olağanüstü kurtarışlar yaptı, dokundukları her top altın oldu. Ama Gençlerbirliği maçında kısmetleri yoktu. Fenerbahçe maçından sonra Galatasaray, "Hagi'ye ve hakeme rağmen kazandı" dedim. Bunu diyen tek yazardım ben. Hakem Serdar Tatlı'yı da göklere çıkardılar: "Muhteşem maç yönetti" diye. Halbuki Serdar Tatlı "Bir takım nasıl tutulur"un dersini verdi Fenerbahçe maçında. Çaldığı bütün düdükler, gösterdiği bütün kartlar doğruydu bu yüzden hiç kimse onu eleştirmedi. Ama göstermedikleri, çalmadıkları vardı. Aynı şeyi Gençlerbirliği maçındaki hakem ne o? Adını ilk defa duyduğum adam.
HAKEM HAKEM DEĞİLDİ _ Yunus Yıldırım... Neyse işte. Çalmadığı düdüklerle bu defa başarılı oldu. Fenerbahçe maçında Hagi'yi ve hakemi yenen Galatasaray, bu defa Gençlerbirliği maçında hakeme ve Hagi'ye yenildi. İki tane net penaltısı var Galatasaray'ın verilmeyen. Mustafa Özkan'ın elle kestiği ve Cihan'ın düşürüldüğü pozisyon. Hiç tartışmasız ama görmedi. Diyelim ki bunları görmedi. Gözleri önünde işlenen futbol cinayetini de seyretti. Gençlerbirliği'nin Ersun Yanal'dan kalma bir taktiği vardır. Hücuma kalktığı anda devirerek, tekme atarak, çelme atarak akını kesmek. O zaman kontratak yapmasını önlüyorsun rakibin. Duran top atışı veriliyor. Onlar da bu atışı kullanırken sen gidip savunmada yerini alıyorsun. Özellikle Ribery'yi öldürdüler, dayak attılar. Tekmeyle, çelmeyle. Sadece faul çalmakla yetindi. Eğer o Yunus Yıldırım hakem olsaydı, Gençlerbirliği maçı bitiremezdi. 7 kişinin altına düşerdi, hükmen kaybederdi. Tabi böyle bir duruma düşmemek için de o futbol dışı faulleri, tekmeleri acımasız hareketleri yapamazlardı. Sadece penaltı vermeyerek değil, Gençlerbirliği'nin anti futbol oynamasına izin vererek, öne çıktı. Hakem maçın birinci galibi oldu.
YENİ BİR FACİA OLABİLİRDİ Hagi'nin futboldan zerre kadar anlamadığını çok ağır, çok net ifade ediyordum. Bana da çok kızanlar oluyordu. Özellikle 5-1'lik Fenerbahçe maçından sonra "Gördün mü Hıncal ağabey" diye geldiler. Ama Hagi Fenerbahçe maçını satmak için elinden geleni yaptı. Durum 3-1 iken Necati ve Ribery'yi kenara aldı. Ha!.. "3-1'i korumak istiyorum" dersin. Bu bir düşüncedir. Yaptığın değişiklikle rakibe gol şansı vermezsen yaptığın değişikliğin iyi olduğunu düşünebilirim. Ama yaptığı değişiklikten sonra Fenerbahçe'nin net altı pozisyonu var ve dördü neredeyse mutlak gol. Yaptığı değişiklikten sonra Fenerbahçe, Galatasaray'ı hallaç pamuğu gibi attı. Ve bütün Galatasaraylıların ağzını bıçak açmaz hale geldi. 3-1 galip oldukları halde. Hepsi biliyorlar ki bir gol yerlerse Fener'i durduramazlar ve bir 4-3 daha yaşar Galatasaray. İşte bu sırada Hakan Şükür ortaya çıktı. Muhteşem bir dördüncü gol atarak Fenerbahçe'yi bitirdi. İki tane adam, Hakan Şükür ve Mondragon maçı kazandırdı. Hagi'ye ve hakeme rağmen.
MEDYA DA HAGI GİBİ Hagi normal oyuna devam etseydi Fenerbahçe tarihi yenilgilerinden birini alırdı. 10'a varırdı maç. Çünkü Daum, Hagi'nin nasıl bir korkak olduğunu biliyor. Hagi'nin forvette adam bırakmayacağını biliyor. Bunu bildiği için de rahatlıkla Selçuk'u alıp Hooijdonk'u oyuna soktu. Avucunun içi gibi bildiği için Hagi'yi. Galatasaray zaten kendi 18'inde kapanacak, benim orta sahada 'adam bulundurma' diye bir sorunum olmaz. Zaten benim stoperlerim orta sahada da oynuyor. Aynen de öyle oldu. Benim medyam bunun farkında değil. Hooijdonk'u niye oyuna aldı farkında değil! Oyuna bakmıyorlar, oyunu okuyamıyorlar. Aynı Hagi gibi. Daum, iyi biliyor Hagi'yi. Daum diyor ki, 10 kişiyi toplayacak 18'e, ileride bir adam bırakacak. Benim bütün geri dörtlüm ortada görev yapsın. Necati ve Ribery çıktıktan sonra ki oyunu bir seyredelim. Hagi de gelsin. Daum'a lanetler yağdıran köşe yazarları da gelsin. Beraber seyredelim ne olduğunu bir görelim. Aynen Daum'un tahmin ettiği gibi oynandı oyun. Şimdi o dört tane golü Mondragon kurtarmasa benim bu spor basınım Hagi'yi yerin dibine sokacak "İşte Daum dehası" diye bu kez Daum'u övecek, 'Cesaretle Hooijdonk'u oyuna aldı, beş forvetle saldırdı ve ikinci bir 4- 3 zaferi yaşattı Fenerbahçe'ye' denilecek. Ama Mondragon kurtarıp, Rüştü kurtaramayınca bütün yazılar tersine döndü. Tabelaya bakıp yazı yazıyorlar. Galatasaray'ın Fenerbahçe ve Gençlerbirliği maçlarının esas görüntüsü, Türk spor basınının hali pürmelalidir.
BENİM İÇİN SÜRPRİZ DEĞİL Şimdi daha evvelle dönelim. Ligin bitmesine 6 hafta kala burada konuştuk. Fark 4'e çıkınca "Şamp..." yazanlar vardı, "Şa..." yazanlar vardı. Aynen şunları söyledik: Fenerbahçe'nin geride kalan altı maçına bakın, bu altı maçın altısını birden kaybedebilir. Çünkü kendi sahasında üç maçı var, üçü de derbi. Geri kalan üç maç da deplasmanda. Bunların bir tanesi de zora düşen takımlardan Ankaragücü'yle. Fenerbahçe daha çok puan kaybedebilir. Ama Galatasaray geri kalan maçlarını kazabilir mi dersen o da ayrı bir konu!.. Fenerbahçe o günden bu yana altı puan kaybetti ama fark hâlâ dört puan. Çünkü Galatasaray geri kalan maçlarını kazanamadı. Fenerbahçe'ye göre çok daha kolay bir fikstürü olmasına rağmen. Düşünün Galatasaray, Gençlerbirliği ile berabere kalsa, bir puan alsa, fark üçe inecek. Kadıköy'de Fenerbahçe'yi yendiği zaman iki takım arasındaki avarejdan liderliğe yükselecek. Son hafta Ali Sami Yen'deki maçı kazandı mı şampiyon. Ama berabere bile kalamadı. Düşünebiliyor musunuz berabere bile kalamadı. Niye kalamadı? Çünkü Hagi efendi futbolu hiç bilmediğini gösteren, kanıtlayan, ispat eden bas bas bağıran bir değişiklik yaptı. Hakan'ı çıkardı, Cafercan'ı aldı.
DOLDUR BOŞALT SÜRDÜ Bu değişikliği şöyle de anlayabiliriz: Hakan'ı çıkararak takıma bir mesaj veririm. Ey takım doldur boşaltı bırakın. Ben oyuna kafa hakimiyeti olan (maçın başından beri bütün kafaları aldı Hakan. El Saka gibi bir adamdan üstelik. Muhteşem bir kafa üstünlüğü kurdu Gençlerbirliği savunmasına) bu adamı alıyorum, yerine usta ayakları olan Cafercan'ı sokuyorum. Yani artık doldur boşalttan vazgeçiyorum, topu yere indiriyorum, topa basarak oynuyorum. Böyle mi oynadı peki? Gene doldur boşalta devam. Mondragon dahi doldur boşalt oynuyorsun, Hakan yok ortada.
EFSANELİĞİ KISA SÜRDÜ Maçtan sonra utanmadan dedi ki, "Hakan'ın yaşı ne? Artık 70'inci dakikadan sonra ne oynayacak?" Peki Fenerbahçe'ye Hakan Şükür golleri kaçıncı dakikada attı. Belki de Galatasaray için böylesi daha hayırlı. Çünkü kupadan sonra ligi de alsaydı Galatasaray, Hagi'yi göndermek çok zorlaşabilirdi. Gelecek sene perişan olurdu Galatasaray. Avrupa'da da içeride de. Çünkü Hagi hoca moca değil. Maçı okuyamayan, önündeki maçı anlayamayan kişiden hoca moca olmaz. Ne seyrettiğini bilmiyor, ne yaptığını bilmiyor. Öbür takımlar dökülürken, sen üstte kaldığın için iyi görünüyorsun. Çünkü senin skor yazarı bir medyan var, gerçekleri göremeyen bir medyan var. Eh işte! Üç günde yediler Hagi'yi. Perşembe günü efsaneydi. Pazartesi günü baktım, "Ey gaziler yol göründü."
TRABZONSPOR'A KIYDILAR _ Aslında daha da geriye gidersek aradan da Trabzon zirveye kurulabilir demiştiniz. Olaylı Fenerbahçe yenilgisi olmasa şimdi Trabzon da farklı bir yerde olabilirdi. Fenerbahçe bu hafta Galatasaray'ı yenerse Şampiyonlar Ligi yolu Trabzon'a açılır. Galatasaray UEFA'ya gider. Hakem kardeşlerimiz Saracoğlu'nda Trabzon'a kıymasaydılar, şu anda en büyük şampiyonluk adayı olacaktı.
TESADÜFLER FENER'İ BULDU _ Bu şartlarda hakemler ligin kaderini belirledi diyebilir miyiz? Çok etkili oldu. Çünkü iyi oynayan takım yok. İyi oynadığın zaman hakem seni fazla etkileyemez. Kötü oynadığın zaman bir yanlış düdük, bir yanlış bayrak, bir yanlış kart maçın sonucunu değiştirebilir. Ama ortada görünen bir şey de var. Bütün bu hatalara bakıyorsun, hatalar Fenerbahçe lehine yapılıyor. Böyle de bir tesadüf var.