Lütfen biraz sağduyu 11 Mayıs'ta oynanacak. F.Bahçe- G.Saray maçı için resmen olmasa da bir kampanya başlatıldı. Bizim de yürekten desteklediğimiz bu kampanya maçın dostluk, barış, kardeşlik içinde geçmesini hedefliyor. Biliyorsunuz Şampiyonlar Ligi finali de burada oynanacak. Dünyanın en büyük derbilerinden biri (bence ilk sırayı alır) sayılan F.Bahçe- G.Saray maçı da o final için bir gösterge olacak. Dünya basınının yakından takip edeceği bu maçta büyük bir sınav vereceğiz. Benim o gün hiçbir olay çıkmayacağına dair inancım büyük. Bizim insanımız sağduyuludur, olayı milli gurur haline getirir, en iyi şekilde bu işin altından kalkarız.
İnsanlarımıza güvenimiz sonsuz ama diğer tarafta yaşananlara bir bakın. Fair-play'i savunması gerekenler, toplumu yönlendirme görevini ellerinde bulunduranlar ortalığı nasıl da geriyorlar. Yahu bunlar ciddiye alınsa vallahi de billahi de resmen Anadolu-İstanbul savaşı başlar. Adam ekrana baka baka "Hadi bakalım şu pozisyonda da F.Bahçe'nin aleyhinde düdük çalsın da görelim" şeklinde akıl almaz fikir üretiyor, hakemi tehdit ediyor, kalan dört maç için de kamuoyu yaratmaya çalışıyor. F.Bahçe'nin aleyhine çalınan düdükleri yazmaya kalksam gazetenin sayfaları yetmez ya, o ayrı konu. Yorumcu tarafsız olacak. Nobre'nin golünde Luciano'nun ofsaytta olduğunu onlarca kez tekrarlarken Luciano'nun yediği kartı da gündeme getirecek. Adam Diyarbakır'da yok, bu çok mu önemsiz? Anelka'nın düşürülmesine 'Penaltı değil' diyenlerle oturup futbol tartışacak halim yok. Aslında işin tadı fena halde kaçmaya başladı. Dünyanın en iyi hakemi kim? Tartışmasız Collina, değil mi? Yahu adamla konuşursun, reddeceğini sanmam, hatta memnun bile olabilir, hafta sonu kaseti göndereceksin, pozisyonları yorumlatacaksın. Herkes de onun yorumlarına saygı duyacak. Collina gibi birisi herhalde on kere bir sürü ayrı kameradan yapılan ağır çekimlerde hata filan yapmaz, ne derse de o olur. Bu benim fikrim, isteyen katılır isteyen katılmaz. Kimsenin ekran karşısındakilerin tansiyonunu yükseltmeye hakkı yok. Spor programları seyredenlere zevk vermeli, ekran karşısındakiler gerilmemeli. Ama bizde maalesef stüdyolar savaş alanına dönüyor. Kulüp düşmanlıklarının, kişisel kavgaların ekranlara taşınması çok itici bir görüntü veriyor. Kardeşim, Aziz Yıldırım'a karşı olabilirsin, Daum'u sevmeyebilirsin ama bunların üzerinden F.Bahçe'ye saldırma hakkını sana kim verebilir. Senin işin bu değil. Spor programlarının olduğu akşamlar telefonlarım susmuyor, birini kapatırken ötekini açıyorum. İnsanlarımız çok öfkeli. Eğer bu yazımdan bir ders alınacaksa isteyen alsın isteyen almasın. Sevimsiz ve seviyesizce yapılan işler artık halk tarafından değerlendirmeye alınıyor. Ne diyeyim, ben de reklamlarda olduğu gibi bir "lütfen" diyeyim bari ama arkasından da ekleyeyim: "Lütfen biraz sağduyu."