Kirlenmek güzeldir On yıl sonraki Türk futbol ortamını düşünmek bile istemiyorum. Kin, nefret, şiddet, dehşet tohumları ülkenin her tarafında zehirli çiçekler doğurdu. Son günlerde Türk futbolunun karanlık durumuna ilişkin iki ilginç yorum geldi. TMSF Başkanı Ahmet Ertürk, "Futbol kirlendi. Tüm pislikler halının altına süpürülmüş ama ortada artık halı da yok. Herkes pisliğin üzerinde oturuyor" dedi. Doğruyu söyledi. Ortamı bu noktaya medya değil, bazı yöneticiler getirdi. Büyük kulüpler eskiden dosttu. Şimdi birbirlerini düşman görüyorlar. Onları öyle gören taraftarlar da herhalde kucaklaşacak durumda değiller. Yöneticiler bir araya ancak davetle ve zorlamayla gelebiliyorlar. Hatta gelmeyenler bile oluyor! Hiçbiri hakemlerin tamamına güvenmiyor. MHK'yı sürekle baskı altında tutuyorlar. Yıllar önce uygulanan torba sisteminin yeniden devreye sokulmasından başka bir çıkış yolu yok. Suçun karşılığı olan cezalarda çifte standart uygulanıyor. Tomas hakeme küfrediyor, herhangi bir işleme bile gerek görülmüyor. Carew tükürdükten sonra ceza alıyor, hayati bir maçta oynayamıyor, sonra ceza ortadan kalkıyor. Luciano'nun Denizli maçında yardımcı hakemi bir dövmediği kalmıştı. Cezası iki sarı kartın karşılığı olan kırmızının bir maçlık masum tarafı ile affa uğruyor. Demek ki milyonlarca insan ekranda yanlış görüntüler izlemiş. Feldkamp da çok doğru bir laf etti. Dedi ki, "Eğer Milli Takım, Almanya'ya gelemezse Türk futbolu 15 yıl geri gider." Gidecek... Almanya'ya değil, baş aşağı uçuruma doğru gidecek. Milli takımı değil kendi takımlarını ve şampiyonluklarını düşünen diktatör yönetici tipleri yüzünden Dünya Kupası'nı, Almanya yolunu gündeme sokamıyoruz ki, finallere gidebilelim. İki kıyamet maçı var. Fenerbahçe-Galatasaray savaşlarından biri Olimpiyat Stadı'nda... Hem de dağ başında gece oynanacak. Tanrı Türk'ü korusun!..