Gerginliğe çağrı!.. Gecenin üçü olmuş, NTV'de Malaga-Barcelona maçını izliyorum. 75. dakika Barcelona deplasmanda 3-0 galip. Malaga'nın golcüsü Amoroso, top ayaktan çıktıktan sonra Barcelona kaptanı Puyol'a insafsız bir tekme savuruyor. Kaptan'ın ayağının kırılmaması büyük şans. Gecenin üçünde koltuktan fırlayıp, Amoroso'ya küfürler ediyorum. Ne alaka? Ne Katalan'ım, Ne Barcelona fanatiği. Sadece haksızlığa tepki olarak açıklanabilir benim küfürbazlığım. Kimileri de İstiklal Marşı söylenirken Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım'a küfürler ediyor. Tek kelime ile iğrenç bir durum. Hesapta hepimiz küfüre karşıyız, ama hangimiz samimiyiz. Artık maçlarda küfür eden bayanlara bile çok sık rastlıyoruz. Net söylüyorum; Aziz Yıldırım'a küfür edildi mi, iğreniyorum. Fenerbahçe, Denizli kupa yarı finalini izliyoruz. Fenerbahçe Kaptanı rakip teknik direktörü galiz küfürler savuruyor. Hakettiği kırmızı kartla takımını yarı finalde neredeyse 90 dakika eksik oynatıyor. Teknik direktör Daum, aksiyon filmlerinin yıldızı gibi kavgaların baş aktörü. Yönetici maçtan sonra koridorda yol kesiyor rakip futbolculara küfürler, hakaretler yağdırıyor. En başta başkan Aziz Yıldırım yerinden fırlayıp gözlemciyi haşlıyor! Başkan olmanın vakurluğu, ağırlığı nerde? Şaka gibi değil mi? Bunların hepsi sadece bir maçta oluyor. Ben de nelere takılıyorum. Centilmen (!) Fenerbahçe seyircisi yenildiği Beşiktaş'ı alkışlamadı mı maçtan sonra? Aynı centilmen tavrı Kadıköy'deki Galatasaray maçında görmek mümkün mü? Mümkün değil. Çünkü iş Galatasaray'a geldi mi iş değişir. Ve ortam bilinçli bir şekilde geriliyor şimdi. Aziz Yıldırım konuşuyor; "Galatasaray UEFA Kupası'nı tesadüfen aldı. Seyrantepe kimin olacak göreceksiniz! Bakla açıklanıyor ardından "300 trilyon veriyoruz." Üst hakkı Galatasaray'a 30 yıllığına verilmiş bir arsa. Fenerbahçe oraya Galatasaray'dan izinsiz ağaç dikemez. Ama 300 trilyon havaya savurur. Kaynak da 30 milyon taraftarmış. Çok inandırıcı!!! Galatasaray, 4 puan geriden Fenerbahçe'yi takip ediyor, ortam bilinçli olarak geriliyor, geriliyor. Çünkü sondan ikinci hafta Galatasaray, Şükrü Saracoğlu'na gidecek. Böylesi durumlarda dostluktan falan söz edilemez. Gerginlik gerek. Gerek ki, gün geldiğinde Galatasaray'ı kendi stadında her şeyin mübah olduğu bir ortama getirebilesin. Özhan Canaydın'a Fener rekabetini sorun. Canaydın, 70 küsur yıl önce Ali Sami Yen'in, Galatasaray maçından önceki gece pişpirik oynayan Fenerbahçelileri nasıl gece odalarına gönderdiğini anlatır. Sayın Canaydın, Sezen'in şarkısındaki gibi "eskidendi" o dostluk eskiden.