Taraftar koyun mudur? Taraftar nedir? Tepkisi anlık gelişen, bu yüzden de stat içinde duygu ve reaksiyon dalgalanmaları yaşayan bir inanç topluluğu mudur? Yoksa bağımsızlığı sınırlanabilen, başkalarının istediği kalıplara girebilen esnek bir yapı mıdır? Galatasaray taraftarı iki haftadır kendi oyuncusuna karşı tepki koyuyor. Olimpiyat Stadı'nda Arif ve Hasan Şaş'a yönelik tepkileri, "Gerçek Galatasaraylı değillerdi" söylevi ile açıklayabiliriz. Çünkü o stada, "Stat kültürü" oluşmamış kesimler yoğun bir şekilde geliyor. Peki bir hafta önce Ali Sami Yen'de Hasan'a küfür edilmesi nasıl açıklanabilir? Üstelik de küfür eden numaralı tribünde oturuyordu. Büyük olasılıkla da kombine sahibiydi.
Özetle, Galatasaray tribünlerinde adı konmamış bir birikim var. Toplumun küfüre olan yatkınlığını ve art niyet ihtimallerini bir kenara bırakırsak bu olay, taraftarın verdiği paranın karşılığını talep etmesi olabilir. Haksız da sayılmazlar aslında. Bu çarkın içinde bir tek onların cebinden para çıkıyor çünkü. Futbolcusu, hakemi, top toplayıcısı, gazetecisi, yayıncı kuruluşu, mesaiye kalan polisi, kısacası herkes kazanıyor. Taraftarın istediği ise sadece manevi tatmin. Bunu da istemelerini çok görmemek gerek. Tabii uygun bir dille söylemek şartıyla! İstanbulspor-Galatasaray maçında teknik direktör Gheorghe Hagi'nin, Arif ve Hasan'ı yuhalayan taraftarları azarlaması (Nasıl bir cesaretse!) spor basınının büyük çoğunluğu tarafından alkışlarla karşılandı. Öyle ya, taraftar dediğin istediği gibi davranamaz. Yuhalayamaz. Oyununu beğenmediği, hatta takımın yenilerine pas vermediğini düşündüğü oyuncuları ıslıklayamaz. Onların görevi şakşakçılıktır. Sahanın içindeki futbol tanrılarına kayıtsız şartsız ibadetle yükümlüdürler. Sorgulayamaz, eleştiremezler! Oysa tam tersi olmalı. Tribün bağımsız bir oluşumdur, güçtür. Kayıtsız şartsız sever ama gerektiğinde de tepki yoluyla müdahale eder... Bir zamanlar son sözü tribün söylerdi. Fenerbahçe'de başkanları tribün getirir, götürürdü. Beşiktaş'ta durum hâlâ öyle. Ama Galatasaray'da taraftarın bu güce ulaşması istenmiyor herhalde ki, en ufak bir tepki hemen bastırılıyor, sürüden ayrılmak isteyenler çok kısa sürede sıraya sokuluyor. Buna karşın G.Saray taraftarı gücünü takımı lehine en iyi kullanan tek topluluk. Negatif enerjisini sürekli rakibe yöneltip iç dengeleri kurma başarısını gösterebiliyor. Ama içe dönük tepkilerden bu kadar korkmamayı da öğrenmeliler. Aynaya bakmak, kendini sorgulamak, eleştirmek de bir erdemdir. En azından rakibe küfretmekten daha erdemlidir! Ali Sami Yen tribünleri, Ergun Gürsoy'la Hagi arasındaki polemiği mükemmel bir hamleyle giderecek kadar zeki ve canlı bir topluluk. Pazar günü de Arif-Hasan'ı tribüne çağırıp işi tatlıya bağlayacaktır. Ama taraftarın bu olaydan da bir ders çıkarması gerekir. Kendi içinden gelen sesleri bastırmak yerine sorgulamalı, rafine etmelidir. Kişisel tepkileri önleyecek dikta yönetimlerine yönelmemelidir. Parasını verdi diye taraftarın her şeyi yapma hakkı yoktur ama tepki verme hakkı vardır. Çok istiyorsa protestonun yolu da yine alkış olmalıdır!