Başarıyı taşıyamıyoruz Kader mi desek, yoksa değerlendirme hatası mı? Görgü mü desek, yoksa şaşırmışlık mı? Gelin biz ''başarıyı taşıyamamak'' diyelim ve de konuyu sizinle değerlendirmeye alalım. 2002'de dünya futbolunun şeref kürsüsüne 3. basamaktan giren Türk futbolu nereden bakılırsa bakılsın inanılmaz bir sürpriz yapmıştı. En iyimser olanlar bile ilk sekiz içinde kalmaya razıydı. Birbirini tamamlayan bir genç kuşağın senkronu tuttu önce. Uzun yıllardır birlikte genç, ümit, amatör, milli takımlarda oynamış isimler adeta birbirlerini ezberleyerek en üst noktaya gelmişlerdi. Takım ruhu mükemmeldi. Ve de Türk Milleti'nin inanılmaz bir enerjisi vardı arkalarında. Sonuç mükemmel..
Galatasaray, UEFA Kupası'nı kazandı, ardından Süper Kupa'yı aldı. Bu da tarihimizde bir ilk oldu. Kopenhag'da stadda gözlerimle görmeme rağmen o dev maçın ardından neredeyse bir o kadar dakika score-board'a takıldı kaldı gözlerim. Gözyaşlarımın arasından görebildiğim kadar ''Avrupa Şampiyonu Galatasaray'' ifadesine bakakalmıştım..
12 Dev Adam.. Tarihinde sadece bir defa Balkan Şampiyonu olmuş Türkiye, Avrupa kürsüsünün ikinci basamağındaydı. Tüm Türkiye sokaklardaydı. Ama biz şampiyonluğu kaçırdığımız için neredeyse madalyayı bile zorla aldık. Bir üst basamakta kaldı gözlerimiz. Olimpiyatta özellikle halterde büyük başarı bulduk. Türkiye 3 altın madalya kazanırken Avrupa'nın da yüzakı oldu. Atina'dan döndük geldik. Skandallar peş peşe patladı. Doping ve aşk iddiaları ortalığı toz duman etti. Ve bizzat bakanla, genel müdürün ''en başarılı başkan'' seçtiği Kenan Nuhut seçimleri kaybetti.. Tüm bu yaşananların bir ortak sonucu vardı dikkat edenler için: ''Hüsran...'' Tabii ki, o günün insanları ömürden 3-4 yıl daha aldılar, bedenler yoruldu. Bu kaçınılmaz. Ama ''şaşırmak, burnunu taşıyamaz'' hale gelmek ve en önemlisi toplum olarak yarınları düşünmemek işin ortak noktası. Soruyoruz şimdi herkese. Dünya Şampiyonası'ndan sonra bir yıldız futbolcu, UEFA Kupası'ndan sonra altyapıdan bir oyuncu, Avrupa Şampiyonası'ndan sonra bir ''dev basketbolcu'' çıkartabildik mi? Bize göre hayır. Zaten Ersun Yanal da son günlerde bunları söylemeye çalışıyor. Siz ister ''başarısızlığa bir kılıf'' deyin, ister ''gerçeğin ta kendisi'' tanımını yapın. Olayın aslı ''başarıyı taşıyamamaktır.'' Zaten devamı gelmeyen başarı biraz da talihin yakın arkadaşı olmanın avantajını almıştır..