Parkedeki delikanlı Müessese takımlarının kayrılmışlığına ve o cüretle ligimize vurdukları icazetli damgalara başkaldıran, isyan eden ve açık açık dikilen bir delikanlı vardı. Parkelerin cilalı yüzüne kanmayan, alın terinin harman olduğu, salonlarda birebir dövüşmeye çıkan bir delikanlı. Salkım saçak tribünlerde insan nefesinden oynanmaz hale gelen nemli parkeler üzerinde ne maçlar alındı elimizden!. Ne alın terine saygı vardı, ne de onca emeğe. Bir keresinde sahaya truva atı getirmedikleri kalmıştı. Ne çirkinlikler yaşanıyordu bir bilseniz. Sizce, ilk yarı şov yapan iki Amerikalının ikinci yarı hiç sayı atmamasının anlamı nedir? 29 sayılık fark, hangi akla hizmet bir senaryoyla çöpe atılabilir? Direnme kimliği altında asil tavırları, asalet kokan duruşuyla her seferinde dikildi delikanlı. Alnı açık, göğsü dik, yılmadan, kimseden korkmadan.. Ve yavaş yavaş, eze eze yürüyerek tüm aşıklarını ruhunda hissederek meydan okudu delikanlı. Ahmet Cömert ve Haldun Alagaş Spor salonlarında tribünler bomboş olduğu halde dışarıdaki binlerce Beşiktaş taraftarını içeriye almayan zihniyet, hangi IQ testine sokulabilir. Tabii ki tarih bütün bunların hesabını soracaktı, hatta yargılayacaktı bile. Ama tarih sırasını beklemeliydi. Çünkü geçtiğimiz pazar, infaz vardı Akatlar'da. Alın terine saygıyı öğreneceklerdi. Binlerce yiğidin başkaldırışına yalnızca şapka çıkartacaklardı. İkinci yarı yalnızca 22 sayı atabilen Ülker'e, tokat gibi bir cevap vermişti delikanlı. Güney Asya felaketini salondaki 4 bin kişiyle 1 dakikalık saygı duruşuyla da olsa yüreğimizde hissettik. Yazılı ve görsel basının bu olaydan hiç bahsetmemesini de, aynı acıya vakıf kalbimize taşıdık. 150 sanatçının yardım amaçlı verdiği konsere 500 kişi gelmişken, bir alkış yazısı hak etmiştik oysa. O konsere gelmeyenlere inat.. Heyecan doruklarında ribaund aldık. Ter okyanuslarında tam saha pres yaptık. Ve hücum organizasyonlarında 4 bin kişiyle beraber potaya girdik. Onu bunu kayırmadan, peşkeş bayırında koşmadan, "Adil maç" yöneten hakemleri, gördüğünü aktararak hatasız ve eyyamsız sunum yapan İsmet Badem'i yanaklarından öpüyorum. Her zaman söylüyorum; biz iyiler mutlaka bir gün kazanacağız. Basketbol camiasına hürmetlerimle..