Fena sayılmaz Toparlanma dönemi Tümer'le başlamıştı. Eğer Beşiktaş ikinci yarıda daha yukarılara çıkarsa Tümer yine başrol oynar. Çünkü o, yönetmen türünden bir oyuncu. Sadece oynamakla kalmıyor, takımını oynatmaya da zorluyor. Gördük ki bu son ciddi hazırlık maçında hücumu en çok zorlayan yine Tümer'di. O varken Carew ve Veysel daha güvenli oynuyorlar. O yokken hücum gücü vites düşürüyor. Lige doğru, hazır bir Beşiktaş'ın olduğunu söylemek zor. Yine de gözden kaçmayan gelişmeler var. Örneğin savunma, Shakhtar gibi Şampiyonlar Ligi'nden gelmiş bir rakibe ciddi pozisyon vermedi. Tayfur uzun aradan sonra tazeliğini hiç yitirmemiş. Del Bosque'nin iki ön liberosundan birisinin o olacağı kesin. Okan da Beşiktaş formasıyla eski günlerine dönmek için çok hırslı ve kararlı görünüyor. Ortanın sağında Ahmed Hassan'la Ali Güneş'in büyük bir rekabete girecekleri de belli oluyor. Eğer top kenarlardan iyi kullanılırsa, Beşiktaş'ın hücumdaki silahları hemen ortaya çıkıyor. Ancak kanat bindirmelerinde fren yapılınca, bütün iş ön liberolara düşüyor. En azından sezon başındaki sistem şaşkını, kafası karışık Beşiktaş artık yok. Herkes nerede oynayacağını ve ne yapacağını biliyor. Tümer gibi iyisini yapanlar çoğaldıkça grafik yükselecek. Beşiktaş seyircisi yeni bir futbolcuya kolay ısınmaz. Bu Nijeryalı çocuk, Souleymanou'yu ise hemen sevdi. Souleymanou'dan bir şey olur mu? Israr edilirse olur. İnönü'de hem seyircili, hem Del Bosque'li, hem Lucescu'lu ilginç bir nostalji gecesi yaşandı. Lucescu Ukrayna'da lider ama kusura bakmasın, tam hazır olmayan Beşiktaş onunkinden daha iyi.