Gerçekler Saklanmaz Beşiktaş gibi kitlelere mal olmuş, milyonların nefesiyle hayat bulmuş spor kulüpleri için 'gizlilik' diye bir kavram söz konusu değildir. Aidiyet duygusunun yaşanması için sevgi gibi bilginin de taraftarları tarafından paylaşılması zorunludur. Bu yüzden bilgi Beşiktaş gibi camialarda yönetenler tarafından saklanamaz. Üstü örtülemez. Zaman gerçeklerin anlaşılması için en iyi çözümdür 2004 yılının mukayesesini yaparken Beşiktaş'ta yaşanılanlar bir film şeridi gibi gözümün önünden geçti, hem de bir sürü soru işaretlerini de hatırlatarak... İşte bir nefeste aklıma gelenler; * 100. yıl şampiyonluğu sonrasında Lucescu-Sinan Engin arasındaki hatta kavgayı ve bunun 2004 yılına yansımalarını yazdığımızda başarı sarhoşluğunun altında kalan gerçekler 2004'ün sonlarına doğru yüzünü gösterdi. O gün yalan haberle suçlanmanın ve dışlanmanın getirdiği gerginlik bugün doğruların anlaşılmasıyla yerini tebessüme bıraktı * 2004'ün başı Samsun maçıydı. Beşiktaş'a 5 kırmızı kart gösterdiği ve 'Ligi renklendirdiği için' Cem Papila cesuryürek ilan edilmişti. O gün kararlarıyla Beşiktaş'ı kırmızıya boyadığı için cesaret sembolü yapılan Papila'nın aslında ne kadar hoşgörülü bir hakem olduğu daha sonraki maçlarda ve özellikle bu sezonki G.Saray- F.Bahçe debisinde ortaya çıkacaktı * 2004 Şubat'ında A,Gücü maçı dönüşü uçakta özel olarak bize, "Türkiye'de futbol kaosa sürükleniyor. Çavuşesku dönemindekine benzer uygulamalarla bir takım kollanıyor. Parlamento müdahale etsin" diyen ve bu yüzden yerden yere vurulan Lucescu'ya daha aradan 7 ay geçmeden TFF 2. başkanı Hasan Doğan'dan doğrulama geldi: Beşiktaş'a operasyon yapıldı * Nisan 2004'te Konya maçına giderken "Lucescu özel uçakla Ukrayna'ya gitti geldi. Shakhtar Donetsk'le anlaştı. 19 Mayıs'ta imza var" haberimize avazı çıktığı kadar "yalan" diyen, tekzip geçen Lucuscu'nun yalanını yine zaman çürütecek ve gerçekler her zaman olduğu gibi gün yüzüne çıkacaktı Şimdi 'zaman' kendi içinde Süleyman Seba'ya ardından Serdar Bilgili'ye küfür edenleri sorguluyor. Bilgili istifa etmeden 1 ay önce istifa edeceğini söyleyenlerin bu öngörüye nasıl sahip oldukları hala cevabını arıyor. Spor medyasının temel taşlarından Necil Ülgen'in isim vermeden ve hikayeleştirerek yazdığı "Beşiktaş'ın 101. yılında şampiyonluğunun F.Bahçe'ye satılıp satılmadığı, satıldıysa kimler tarafından satıldığı da" bu kara kutuda duruyor. Ve tarih hiç bir şeyin gizli kalmayacağını, gerçeklerin bir gün mutlaka anlaşılacağını meraklılarını peşinden sürükleyerek haykırıyor. Yeni ve temiz bir sayfa açarak '2005'e merhaba' diyor..