Futbol statlarında yeterince deşarj olamayan gruplar dün de Abdi İpekçi'ye gelmişti. Onların taşkınlıkları, sadece basketbol izlemeye gelen büyük kitleye de yansıdı. Yabancı maddeler, küfürler, dün potalardan taştı. Futbolda olsa saha kapatmaya kadar varacak hareketlerin cezası bakalım basketbolda ne olacak? Ama herşeye rağmen bir lig maçını 10 bine yakın kişinin izlemesi, basketbol adına gerçekten güzeldi. Maça gelince... Dün ezeli rekabeti dolu tribünler önünde yaşayan Fenerbahçe ve Galatasaraylı sporcular çok heyecanlıydı. İki takım da kaybetmemek için herşeylerini vermeye hazırdı. Galatasaray, 3 gün önce aldığı Burak'la maça başladı. Eskiden de sarı-kırmızılılarda oynayan Burak dışarıdan ve içeriden bulduğu sayılarla Fenerbahçe'nin oyun planını bozdu. Salyers'ın da erken faul problemine girmesinin ardından 8. dakikada alan savunmasına dönen Aydın Örs'ün Fenerbahçe'si, bunu bitiş düdüğüne kadar sürdürdü. Örs, belki Efes Pilsen'deki "Öldürücü alan savunmasını" yaptıramadı ama eski günlerini bize hatırlattı. Bunun sonucunda ilk 6 dakikada 7 sayı atan Burak, bir daha maç bitimine kadar topu çemberden geçiremedi. Daha kaliteli bir kadrosu olan Fenerbahçe, çok çok iyi oynamadığı maçı kazandı. Şimdi, Tuborg ve İTÜ yenilgilerine daha çok üzülüyordur herhalde. Galatasaray 8. yenilgiyi alarak düşme potasına yaklaştı. Ama yeni Amerikalısı ile iyi işler yapacağına inanıyorum. Karşılaşmanın yıldızı ise çok iyi bir yönetim gösteren hakem üçlüsüydü. Tek hataları, son çeyrekte Umut Tuna'ya yapılan faulü es geçmeleriydi, o kadar.
OZAN GERMAN