Ektiğini biçmek "Ne ekersen onu biçersin" atalarımızın söylediği güzel sözlerden sadece bir tanesi. Düşündüm taşındım, şu anki F.Bahçe'nin durumunu anlatacak bundan daha iyi bir söz bulamadım. Geçen hafta sahada Van Hooijdonk ile Nobre yoktu, bu hafta gene Van Hooijdonk'la beraber Aurelio ve Kemal de olmayacak. Ama F.Bahçeli bunları dert etmiyor. Çünkü biliyor ki yedek kulübesinden gelenler saha içindekileri kesinlikle aratmayacak. İki yıl önce Ümit Milli Takım'daki gençler transfer edilirken burun kıvıranlar, şimdi o takımı avuçları patlarcasına alkışlamaya başladılar. İşte o zamanlar sadece ileriyi düşünerek son derece akıllı bir plan dahilinde yapılan işlerin doğruluğunu dost düşman herkes görmektedir. Yani ekilenler biçilmeye başlanmıştır. Yalnız, yapılacak daha çok iş var. Her zaman söylüyorum, bu takıma sahip çıkılsın, acımasızca yerden yere vurulmasın, çok değil iki sene içinde Şampiyonlar Ligi'nde nasıl esileceğini hep beraber göreceğiz.
***
Bakın, alınan bu gençlerden böyle bir takım ortaya çıkarmak her babayiğidin harcı değildir. Eğer teknik adam değişikliğine gidilseydi belki de şu anda ilk beşte bile olamayacak bir Fenerbahçe seyretmek zorunda kalabilirdik. Daum'un iki yıl boyunca yavaş yavaş ortaya çıkardığı takım şimdi vitrinde sergilenmeye başlandı. Fazla uzağa gitmeyelim, transferde F.Bahçe'den çok daha büyük paralar harcayan Beşiktaş'ı örnek alalım ve aradaki farkı görelim. Del Bosque'ye hala övgüler yağdırılırken Daum'a belden aşağı çalışmanın mantığını anlamış değilim. Alex'ten çok daha fazla paraya gelen Carew'i Del Bosque oynatamazken Alex şu anda hem golleri hem asistleri hem de oynadığı futbolla en ön sırada. Çok değil 1-1,5 ay önce "Bu adam koşmuyor", "Yarım adam", "Gönderilmeli" diyenlere inat, Daum, Alex'i ligin en iyi futbolcusu tahtına oturtan adam olmadı mı?
***
Şimdi önümüzde Manchester ve G.Saray maçları var. Manchester maçı için diyecek fazla bir şey yok. Atı alan Üsküdar'ı geçmiş. Onlar bir üst tura çıkarken F.Bahçe de UEFA'da yoluna devam adecek. Hiç kimse oradaki 6-2'lik skordan ötürü intikam çığlıkları filan atmasın. Ortalığı germeye gerek yok. Hafta sonundaki maç daha önemli. Haa, kazanırsan kötü mü olur? Elbette değil. Hem yüklüce İsviçre Frangı kasana girmiş olur, hem de derbi öncesi moral kazanılır. Ama tersi bir durum da yaşanırsa o kadar önemli değil. Zaten Manchester'ın bu maçta ortaya büyük bir iddia koyacağını sanmıyorum. İki takım da liglerinde şampiyonluk mücadelesi veriyor. Haliyle sakatlıklara dikkat edecekler.