Timsahın gözyaşları Bugün zanlı koltuğunda oturan Fatih Sözüer, yarın hakim karşısına çıkartıldığında ve de karar yüzüne karşı okunduğunda elbette Cihat AKTAŞ geri gelmeyecek. Elbette ailesi ve yakınları telafisi mümkün olmayan bir kaybın acısını unutmayacak. Spordan sadece sevgi, dostluk ve kardeşlik beklentileri içinde olan insanlar, "acaba bu son mu olacak'' beklentileri içinde yeniden çoluk-çocuğuyla statlara gidecek. Ve zaman her acıyı törpüleyip sildiği gibi Cihat'ı da maziye gömecek, Fatih Sözüer ve varsa suç ortakları da gençliğini dam altına terk edecek. Beraber yürüdük biz bu yollarda. Kar, yağmur, çamur demedik buralara gelirken. Kiminde taraftarlar olarak, kiminde ulusça sevindik, yollara düştük. Sevinçte birlikte olan bizler acaba böyle bir faciada kenara çekilir, işi "tribün terörü, bir ölü bir katil'' noktasında bırakırsak vicdanen rahat olabilir miyiz? Futbolu bilmeden yöneticiliğe soyunanlar... Ceplerindeki paraya güvenip popülist söylemlere girenler... Tribündeki onbinlere, yurt genelindeki milyonlara ümit pompalayıp gerçekleri saklayanlar... Kaybedilen her puanın suçlusunu hakem olarak ilan edenler. Yetersiz bilgi birikimleri, yanlış antrenmanları, hatalı 11'leri ile alınan sonuçlar üzerinde direkt etkili olanlar... Geçim sıkıntısını, aile dırdırının acısını tribünlerde futbolculara, hakemlere ve federasyona yükleyenler... Tuttukları 15 saatin sıkıntısını cop, biber gazıyla çıkartamaya çalışanlar. Federasyon çatısı altında ülke futboluna babalık yapması gerekirken baskı güçlerine boyun eğip tarafsızlığını unutanlar... "Böyle olursa şöyle olur'' tarzında önyargılarla maçları yönetenler... Ve de... Gazete başlıklarının altındaki adeta bir yemin olan "Tarafsızlık'' ilkelerini unutup büyük kulüplerin yöneticiliğine, sözcülüğüne soyunanların egemen olduğu basın... Halkı aydınlatmak, bilgilendirmek ve eğitmek gibi asli görevlerinin dışında felaket tellallığına bürünen kalemler, yorumcular... Çalıştıkları kurumun hak ve hukukunu korumak yerine kendi reytinglerini düşünen insanlar... Hepimiz ve hepimiz suçluyuz. Bugün sanık sandalyesinde Fatih Sözüer oturuyor. Yarın mahkemede hakim "suçlu ayağa kalk'' dediğinde sadece Fatih ve birkaç arkadaşı mı hareketlenmeli? Hakim onun gözlerine bakıp kararı okuduğunda hangimiz vicdan azabı çekmeyeceğiz? Hepimiz insanoğluyuz. Timsah gözyaşlarını dökeriz belki de!..