Avrupa'ya devam kararı Fenerbahçe, belki çok acılar çekti ama Avrupa'da nasıl oynaması gerektiğini öğrendi. Her zaman söylüyorum, Şampiyonlar Ligi'ndeki maçlar kazansan da kaybetsen de birer tecrübedir. Önemli olan mağlubiyetlerden çıkartılan derslerdir. Lyon'daki maçla toparlanan Fenerbahçe, Prag'da patlama noktasına geldi. Bundan sonra da şüphesiz daha iyi olacaktır. Daum kadroyu en iyi şekilde yapıp çok iyi bir yayılışla sahaya çıkardı. Elbette yüreğimizin ağzımıza geldiği dakikalar oldu. Bunlar da çok normaldir. Karşısında sahasında dünya devlerini dize getiren ve de mutlaka üç puana ihtiyacı olan Prag ekibi vardı. Ama maçın geneline baktığımızda daha iyi, daha akıllı oynayan daha çok mücadele eden F.
Bahçe'ydi. Daum, Servet'in yokluğunda Önder'i, Luciano'nun yanında stoper oynattı. Uzun zamandan sonra ilk defa Trabzon'da forma giyen Kemal'i sağ kanatta Mehmet Yozgatlı'ya da Aurelio ve Selçuk'la beraber orta sahada görev verdi. Alex her zamanki gibi serbest, Nobre de ileride tek başına mücadele etti. Tuncay ise ileri geri çalışan, dinamo görevini yapan isimdi.
Daum'dan mükemmel taktik
Bu dizilişte aksayan bir taraf olmadı, düzen tıkır tıkır işledi. Daum, Trabzon maçından sonra Prag maçında da mükemmel taktisyenliğini gösterdi. Kendisi hakkında çok ağır eleştirilerde bulunanlara da en güzel cevabı sahada vermiş oldu. Rüştü'nün sakatlanarak çıkması belki talihsizlikti ama Volkan her zamanki gibi hazırdı ve Rüştü'yü aratmadı. Nobre'ye bayılıyorum. Bir futbolcu bu kadar mı takımı için oynar? Böylesine ağır bir sahada 90 dakika boyunca rakibin üç savunma oyuncusuyla kıran kırana mücadele edeceksin, ikili mücadelelerin çoğundan galip çıkacaksın, yaptığın presle adamlara geriden oyun kurdurmayacaksın, kendi kalelerine attığı gol ve yaptığın baskıyla o gole neden olacaksın. Helal olsun.
Dün Fenerbahçe bir futbolcu daha kazandı. O da Önder. Stoperde de ne kadar faydalı olduğunu gösterdi. Artık bundan sonra Luciano veya Servet'ten bir tanesinin sakatlanması ya da cezalı olup olmaması o kadar önemli değil. Kemal de Mehmet Yogatlı da mükemmeldiler. Sağ kanadı o kadar güzel kullandılar ki arka arkaya yaptıkları ortalarla şaşıran Sparta defansı en sonunda golü kendi kalesine atmak zorunda kaldı. Aurelio her zamanki gibiydi. Onun için artık fazla söz söylemeye gerek yok. Tuncay, Ümit Özat ve Selçuk sahada basmadık yer bırakmazken, Alex de organizatörlük görevini en iyi şekilde yaptı. İşte böylesine mücadele eden F.Bahçe sonuçta hak ettiği üç puanı aldı, büyük bir zaferle İstanbul'a dönüyor. "Avrupa'da bir şey yapamaz" diyenlere inat, "Ben Avrupa'ya devam ediyorum kardeşim" diyor.