Seçme ve seçilme hakkı Elbette demokrasi.. Elbette cumhuriyet.. Toplum olarak en küçüğünden en büyüğüne kadar rejimlerin yaşanabilecek en güzeli şüphesiz demokrasidir. Toplumun kendi kendini hür iradesiyle yönetebilmesinden güzeli var mı? Her ne kadar eğitim düzeyi gelişmemiş toplumlarda çivisi çıksa da yine de demokrasi. Ancaaaak... Sporumuzda seçme seçilme hakkı bazen öyle sorumsuzca kullandırılıyor ki, düzen sıkıntıya giriyor. Mesela Süreyya AYHAN olayı. Dünya çapındaki atletimiz, "Hocam Yücel KOP'tur" dedi. Sonrasında bir dolu olaylar yaşandı. Süreyya bir olimpiyat madalyasından olurken akla, "Acaba başka hoca olsaydı doping iddialarıyla başlayan sıkıntı olmaz mıydı?'' sorusu geldi. Ardından Nurcan TAYLAN'ın Mehmet ÜSTÜNDAĞ'daki ısrarı yaşandı. Teşkilat birine "evet'' dedi, ikincisine "hayır olmamaz'' dendi. Aynı iki konudaki farklı iki karar gündeme "Her isteyen kendi hocasını seçebilir mi?'' sorusunu getirdi. Konuyu Halter Federasyonu Başkanı Kenan NUHUT'a sorduk, "Kesinlikle teşkilatın içindedir. Genel müdür ya da federasyon başkanı istediği hocayı sporcunun başına getirir. Aksi düşünülemez'' dedi. İki yaşanmış olaydan yola çıkarak sevgili bakanımız ve sevgili genel müdürümüzün konuya el atma gerekliliği ortaya çıkıyor. Kaoslar yaşanmaması için galiba "seçme-seçilme hakkını'' bazen kişi tercihine göre değil, ülke menfaatlerine göre uyarlamak gerekiyor. Yaşananlar bunu gösterdi.