"Narodnizm" Salı sabahı saat 9'u gösterirken ben hala şekerleme yapıyordum. Bugün miskinlik günümdü. Kafam rahattı. Bayramın üçüncü günüydü ve ben yeni tatil yapacaktım. Tuana kız, o minicik elleri ve anlamsız agu'larıyla beni uyandırdı. Gözümü açtığımda aklıma ilk gelen, bugün yazımın çıktığıydı. Ne yalan söyleyeyim, ayrı bir keyif alıyorum. Ufaktan narsisizm pozisyonları yani... Gazete ve kahvaltı kısmını ekspres geçiyorum. Sıra, en sevdiğim kahvaltı sonrası Tuana ile oynamaya gelmişti. Yerde şöyle bir iki yuvarlandık. Evde minyatür bir basket topu var. Onu atıyoruz birbirimize. Birden "Basketbol topu mu?" diye kendi kendime irkildim. "Olamaz!" dedim. Birden terlediğimi hissettim. Eşime sözüm vardı; annem Tuana'ya bakacak biz de eşimle akşam başbaşa yemeğe gidecektik. "Çiğdeeem akşam Beşiktaş'ın basket maçı var, ben onu unutmuşum" diye kekelediğimi hatırlıyorum. Ve kızcağızın haklı isyanıydı evin içinde çınlayan... Gönlünü almaya çalıştım ama nafile. Tadım kaçmış, yüreğim ezilmişti. Ama gitmemek gibi bir lüksüm yoktu. Takımın taraftara ihtiyacı vardı. Ve gitmeliydim. Sokağa çıktığımda saat 17.00'yi gösteriyordu. Ve maç 20.30'daydı. Bir yandan yürüyor bir yandan da "Çiğdem de gelse miydi", "Keşke maç yarın olsaydı", "Dükkana mı gideyim, Akatlar tarafına mı!" diye kendi kendime konuşuyordum. Uzun etmeyelim, salonun hemen arkasında bulunan ve ne zamandır görmek istediğim Mayadrom'a gittim. Çay içmek için kafama göre bir kafe ararken, bir kitapçı dükkanı ilişti gözüme. Nasıl olsa daha vakit var deyip içeriye daldım. Yalçın Küçük'ün Sabetayizm'le ilgili kitaplarını karıştırıyorum. Bu arada satıcı kızın "Yardım edebilir miyim" dercesine bakan gözlerine de aldırış etmiyorum. Şebeke adlı kitabın sayfalarını gelişigüzel açıp kaparken bir sayfaya özel ilgi gösteriyorum. Sayfada, "Çarlık dönemindeki Rusya'da zengin aile çocukları ve sıfat sahibi kişilerin halktan yana tavır alması ve onlarla beraber hareket etmesine 'narodnizm' denirdi" diyor ve ülkeye Kurtuluş Savaşı döneminde halkçılık ve popülizm adı altında geldiğini anlatıyordu. Zaten narod Rusça'da "halk" demekmiş. Ve ben bu yazıyı çarşamba gecesi milli maçtan bayağı bir sonra yazarken aklımda kalan ne Ersun Yanal'ın yanlış kadro seçimi ne bir türlü topu içeri itemeyen futbolcular ne de Emre'nin mükemmel futbolu vardı. Dikkat ettiğim maç başlamadan hemen önce rahmetli Şeref Görkey'e yapılan saygı duruşuydu. Bu federasyonun Beşiktaş camiasından bir çeşit gönül alması mıydı yoksa Çarlık Rusyası'ndaki gibi sıfat sahibi kişilerin halka inip, narodnizm sergilemesi miydi? Yoksa biz mi çok fesattık! Basket maçı ne mi oldu? Görevimizi yaptık, maçı aldık. Ama siz de biraz maça gelin lütfen!..