|
|
|
|
 |
|
 |
|
 |
| 'Egemen'lik Bursaspor'un |
Sahada da, tribünde de "kötü niyet" maça damgasını vurdu Karşıyaka- Bursaspor randevusunda. Daha ilk dakikadan itibaren, yaptığı her harekette "gerilim" yaratmaya çalışan, tansiyonun yükseldiği her noktada "başrol" oynayan Bursasporlu Egemen, sahada işleri karıştırandı. Düşünün bir kez, bir takımda savunmasının en uç oyuncusu, rakip defansın en uç oyuncusuna niye vurma ihtiyacı hissedebilir. 45 dakikada nasıl bu kadar kinlenir. Yanlış anlaşılmasın, Egemen'e karambolde "kafa atan" veya "kafa atma teşebbüsünde bulunan" (Orada ne olduğunu hakem de bilmiyor) Ulaş'ın yaptığının, savunulacak yanı yok. Ulaş'ın yaptığı "Kendini ve takımını sabote etmiştir..." Ancak madalyonun diğer yüzünde, "ağır tahrik" var. Egemen, gencecik bir meslektaşının tecrübesizliğini kullanarak yaptığı hareketle, belki Hakem Cüneyt Çakır'ı kandırdı. Peki bunun vicdani ağırlığını kaldırabilecek mi?
Taraftar mı, sabotajcı mı! Dedik ya, "kötü niyet" sadece sahada değildi, tribünde de kendini gösterdi. Bir de şunu düşünün. Bir taraftar grubu, desteklediği takım öndeyken, üstelik maç istediği gibi gidiyorken, neden birden çılgına döner. Niçin sahaya meşale atar? Niye gerginliği tırmandırır, emniyeti karşısına alır, cezaya davetiye çıkarır?.. Bunun altında "kötü niyet" vardır ve maç sonrası KSK Başkanı Levent Aziz Güngil, bunu açıkça ifade etmiştir. İşte Karşıyaka için yenilgiyi, Bursaspor için galibiyet zeminini hazırlayan faktörler bunlardı dün. Bir de Türker'in skor 1-1 iken "Zoru başararak(!) kaçırdığı gol pozisyonu. Bunlar maçın kırılma noktalarıydı. Sonucu ne KSK'nin sahaya 7 eksikle çıkmasından kaynaklanan zaafı, ne de Bursaspor'un kadro kalitesi belirledi... Maçı "kötü niyet" yönlendirdi, sinirlerine hakim olmayı bilen kazandı. Hepsi bu.
HALUK GÜNEY
|
 |
|
 |
|
|
|
|