Daum kriterleri Fenerbahçe Beşiktaş'a kaybettiğinden bu yana sürekli olarak gündem değişiyor. Öncelikli olarak Daum'dan kaynaklanan sorunlar üzerine bir tartışma platformu oluştu. Bu tartışmanın içine doğru veya yanlış yorumlarla birçok kişi girdi. Tartışmanın ikinci boyutu geçen senenin şampiyonu olan ve halen lig liderliği devam eden bir takımın teknik direktörü hakkında söylenen sözlerdi. Böyle bir hocaya yapılan eleştirileri, Fenerbahçe'yi yıpratmak olarak değerlendirenler de oldu. Ortada iki gerçek var; birincisi Daum'un başarılı olduğudur. Şampiyonlar Ligi'nde sahaya çıkardığı "ucube" takımlara ve aldığı sonuçlara rağmen genel şablon budur. İkincisi ise Daum'un "her şeye rağmen" başarılı olduğudur. Böylesine "yanlışlar" içinde olmasına rağmen, saha sonuçları aksini söylemektedir. Yorumculara düşen skoru mu yoksa futbolu mu yazacaklarına karar vermektir. Öncelikli ayırım noktası budur.
Önce skor mu, futbol mu? Skoru savunanlar, Daum eleştirilerini "eleştirebilirler." Ama futboldan şikayet etme hakları yoktur. Bu takım şansıyla kazanıyor, top oynamıyor, rakibe üstünlük sağlamıyor, bireysel yetenekleri ile işi götürüyor, fark Daum'dan değil Fenerbahçe'nin milyon dolarlık bütçelerinden kaynaklanıyor. Yönetimin Saracoğlu gelirlerinden, reklam anlaşmalarından veya halka açılmadan elde ettiği parayı transfere yönlendirerek Türkiye'nin üstünde yarattığı takımla Daum başarılı oluyor deme şansları da yoktur. Onlar kazandıkça Daum'u alkışlayacak, kaybedince de eleştireceklerdir. "Önce futbol" diyenler ise bütün bu yukarıda saydıklarımızı söylemeye ve bunlar gerçekleştiği taktirde sonuçlara bakmadan olumlu kritikler yapacaklardır. Bu nedenle Daum eleştirileri iki açıdan ele alınmalı, iyi veya kötü yorumlar kulübü karıştırma niyetine bağlanmamalı. Karışıklık varsa buna neden olanlar onu yazanlar değil, ortamın yaratılmasına göz yumanlardır.