Kara kutu 1988 senesi, rahmetli Turgut Özal, İsviçre'nin Davos Zirvesi'nden dönmüş ve Türk-Yunan dostluğunu pekiştirmek için de iş dünyasının desteğini istemişti. İstanbul'un Anakent ve İlçe Belediye Başkanları, Ticaret Odası yöneticileri ve iş dünyasından bazı konuklarla birlikte Atina'ya gittik. Kafilede o zamanki Fenerbahçe Başkanı Sevgili Tahsin Kaya ve ben de vardım. İki komşu ülkenin dostluğu için sporun önemi üzerinde duruyor ve dün akşam Galatasaray'la oynayan Yunanistan'daki İstanbulluların takımı AEK ile karşılıklı bir maç bağladık. Tam sarı-siyahlı kulüpten ayrıldık ki, ünlülerin ve mankenlerin menajeri Sayın Erkan Özerman ve magazin gazetecilerinin kralı arkadaşım Aykut Işıklar, Başbakan Özal'dan Tahsin Başkana mesaj getirdiler. "Oğlum Ahmet'in arkadaşı orada kulüp başkanıymış. Onun takımıyla maç bağlasınlar." Tahsin Başkan'la mesajı alınca şaşırıyoruz. Çünkü AEK ile zar zor anlaşmışız. Çünkü o günlerde AEK antrenörü Veselinoviç'i onlardan almışız. Durum zaten nazik. Hem onlar da İstanbulluların Yunanistan'daki takımı AEK... Her şey boş!.. Komşu ülke, dostluk filan, lafları boş. Ve her şey Başbakan!.. Bir anda junior Özal'ın arkadaşının ofisinde buluyoruz kendimizi. Tombul ve genç adamın iki özel bankası, 2-3 günlük gazetesi ve dergisi var. Ve ayrıca sahibi olduğu kulüp de Yunan Şampiyonu Olympiakos. Anlaşma zaten bitmiş. Biz orada nezaket ziyareti yapar gibiyiz. Sonuçta maçları Olympiakos ile oynadık ve kazandık. Merak etmişsinizdir, junior Özal'ın akradaşı kimdi diye... Yazalım, bay Costakos. Hani şu bizdeki gibi Yunanistan'daki yolsuzluk dosyalarının 1990'lardaki baş hükümlüsü Mr. Costakos. Ne güzel, siyaset, spor ve iş dünyası iç içe. Dostluklar da bahane, öyle değil mi?