Saatli bomba Dünyada krizle yatıp kalkmaktan hoşlanan kaç ulus var acaba? Sayısını bilmiyorum ama birinin benim güzel yurdum ve yurdum insanı olduğunu gayet iyi biliyorum. Yoklayın hafızanızı oltaya kriz sözcüğüyle örtüşecek neler takılacak göreceksiniz. Politikada, ekonomide, sanatta ve sporda. Konu başlığının önemi yok. Esas olan kriz üretmek ve gerginliği arttırmak. Buraya kadar söyleyecek bir şey yok, çünkü böyle yaşamayı seviyoruz. Benim alışamadığım, bir başka deyişle anlamadığım krizi yaratanların bunun gündemde kalmasından şikayetçi olması. Eline bir saatli bomba alacaksın sonrada "Neden herkes bana öyle dikkatli bakıyor" diye hayıflanacaksın. Kimden söz ettiğimi anladınız herhalde. Ersun Yanal, Türk Milli Takımı'nın en kritik dönemecinde Hakan Şükür kriziyle günlerimizi geçirmemize neden oldu. Üstelik uydurma bir bahaneyle herkesi uyutmaya kalkarak. Neymiş; taktik gereğiymiş. Neymiş; Hakan Şükür sisteme uymuyormuş. Sanki Türkiye, Afrika'da kaderine terk edilmiş, medeniyetle tanışmamış bir kabile. Sanki Avrupa ve dünya futbolundan habersiz yaşıyoruz. Ortalama futbol bilgisine sahip hiç kimse bu gerekçeye inanmaz. Bu olayda Ersun Yanal'ın gerçek nedeni açıklamaya yüreği yetmeyince, Hakan Şükür'e de söyleyecek sözümüz kalmadı. Sakın bu olayda tek suçlu Ersun Yanal sanmayın. Ancak ortada bir kriz varsa çözmesi gereken kişi liderdir. "Ersun Yanal olamadım" diye açıklama yapan hoca anlaşılan henüz lider olduğunun da farkına varamamış. Kazakistan maçına saatler kala istemesek de neler yazıyoruz. Oysa Şükrü Saracoğlu'nda kapanacak, sert savunma yapacak bir rakibe karşı Hakan Şükür - Nihat veya Tuncay arkalarında Yıldıray'ın görevini yapacak bir Fatih Tekke'yi sahaya sürsek fena mı olurdu? Fatih Tekke'yi savunmacılarla savaşmak yerine arkadan gelen serbest oyuncu olarak kullansak, top saklama ve araya paslar atma becerisinden yararlansak kötü mü olurdu? Son söz; saatli bombanın üzerinde oturanların şansa ihtiyacı büyük olur. Aksi takdirde ne olur, söylemeye gerek yok sanırım.