Namus borcu Beşiktaş'ta şanssızlık, başarısızlık ve tatsız konuşmalar birbirine endekslendi. Zaten zor günler içerisinde olan yönetimde, bazı isimlerin gereksiz yönlere kayması, takımı olumsuz etkiler. Benim tanıdığım ve saygı duyduğum Yıldırım Demirören başkanlığındaki bir yönetim, pes etmez! Gereksiz yere hakemlerle uğraşmaz. Demirören zor günde yönetime talip oldu ve başkanlığa geldi. Kendisinin çok iyi bildiği gibi Beşiktaş'ın futbol takımı, geçen sezonun ikinci yarısında bir enkaz halindeydi. Ve bu kısa süre içerisinde bu takımı hiç kimse bir anda yükseltemezdi. Sancılar, zorluklar olacaktı. Bunu zaten kendisi de çok iyi biliyordu. Demirören'ın futbolcularına ve Del Bosque'ye sahip çıkması, kötü günlerde susup, ekranlarda umudunu kaybetmeden konuşması, bir Beşiktaş başkanının en zor günlerde dahi zorluklara göğüs gerebileceğinin ispatıdır. Şu an 15 günlük bir ara var. Bu dönem içinde Beşiktaşlı futbolcular, teknik heyet ve yönetim artık taraftarınının sokakta alnı açık dolaşması için, el ele verip Beşiktaş'ın namusu olan başarıları getirmeliler. Bu onların namus borcudur. Yürekten inanmak yarı yarıya başarmak demektir, unutmayın.. İşte fırsat. Futbolcular, Del Bosque ve yönetimdeki bazı çatlak sesler, "Bu işi başaracağız" diyerek dört elle işlerine sarılsa, inanıyorum ki Diyarbakırspor maçı bir serinin başlangıcı olacaktır. Arka arkaya alınan galibiyetlerle de, ilk yarının sonunda puan farkını azaltıp, 2005 yılına büyük umutlarla girilecektir. Günlerdir Beşiktaş taraftarlarından yüzlerce e-mail alıyorum, telefonlaşıyorum, dertleşiyorum. Hepsinin dediği şu: Biz inandık, o tribünleri de tıklım tıklım dolduruyoruz. Biz pes etmeyeceğiz. Çünkü Beşiktaş'a ve başkanımıza inanıyoruz. Tek isteğimiz futbolcular biraz gece hayatından, gezintisinden feragat edip sahada iş yapsın! Del Bosque de, hangi sistemi uygularsa uygulasın ama futbolcusunu ikna etsin. Bazı yöneticiler de, laf üreteceğine iş üretsin. Bizimle beraber coşkuyu yaşasın... İşte taraftarın sesi. Bu mesaj hepinize... D.Bakır maçı öncesi Pancu'nun, Lucescu olmadığı için oynamadığını söylemek gereksiz. Görünen köy, kılavuz istemez. Lucescu da, Pancu'yu ancak kendisinin anlayabileceğini söylüyormuş. Menajeri Becali ve Pancu aklını başına almalı. Hizmet edecekse etsin, etmeyecekse yönetim gereğini yapsın.