Son yılların "en baba" geyiğidir, "Anadolu'dan bir şampiyon ne zaman çıkacak" muhabbeti... Yıllardır altı ısıtılan bu anti-İstanbulculuğun sivri uçlarını görmekse, hiçbirimizin işine gelmez! Nasıl mı?.. Bir G.Antepspor veya Malatyaspor taraftarı sanır ki, önlerini tıkayan tek engel İstanbul ve içinde yaşayanlardır! Sanır ki, yöneticileri ne yaparsa yapsın, takımları bir yerde mutlaka durdurulur. Bu sezon, üç haftadır çatır çatır kazanan G.Antep'in hangi hakemden şikayeti var? İstanbul ve içindekiler... Anadolu'ya şirin görünme uğruna, Anadolu Futbolu'nun altını oyduğumuzun farkına varmaktan aciziz işin özünde... Anadolu takımlarını ve taraftarlarını futboldan soğutuyoruz aslında, uyanın.. Onları patlayacak bomba haline getiriyoruz, haberiniz olsun! Her gün "İstanbul hegomanyası bitmeli" yağcılığıyla hitap ettiğimiz Anadolu'yu, aynı zamanda kandırıyoruz; peki iyi mi ediyoruz?.. Anadolu takımlarına yapılan haksızlıkları görmezden gelemeyiz elbet ama yine G.Antep'in (2001-2002)'de son iki haftaya lider girdiğini ve 3-0 önde olduğu maçın 2. yarısında 4 gol yiyerek, sansasyonel bir şampiyonluğu altın tepsiyle Fenerbahçe'ye sunduğunu da unutamayız... Ve Gençlerbirliği'nin, her sezon "kralı gelse alamaz" naraları atmasına rağmen, en büyük yıldızlarını kasalar dolusu paraya sattığını da biliriz çok iyi. Tıpkı Gaziantepspor gibi!.. Zirvenin de bir bedeli vardır... Bir gün mutlaka gerçekleşmesi gereken Anadolu devrimine imza atmaya en yakın bu iki kulüp, hem yıldızlarını paraya çevirmeyi, hem de anti-İstanbulculukla şampiyonluğu tatmayı hedefliyorsa eğer, taraftarları bunun bir "ütopya" olduğunun farkına varmalı, vardırılmalı... Şampiyonluk, emeğe kıyas kabul etmez. Sempati sizi ancak 5'inci yapar, bilemedin 4'üncü! Bu Gaziantep, gelecek sezon şampiyon olur; ama başkan Celal Doğan doların yeşilinin büyüsüne kapılıp, El Taib'leri, Macangaları, Bekirleri satmaz ve bir-iki takviye daha yaparsa! Bir yandan satıp, diğer yandan kazanmak sanattır elbet; fakat zirvenin de bir bedeli vardır...