4-4-2'nin bedeli! Del Bosque'nin giderek yeni özelliklerini öğreniyoruz. Real Madrid'e İspanya'da, Avrupa'da, Kıtalararası'nda şampiyonluklar kazandırmasıyla tanıdığımız İspanyol teknik adam, "Kurt politikacı"lar kadar iyi bir hatip, filozoflar kadar zeki!.. Kulağımız "ihtiyar kurt"ta: Günlük kazançlar peşinde değilim. Her puan kaybı, ölüm-kalım meselesi değildir. Kötü başlamak, kötü bitecek anlamına gelmez. Önemli olan nasıl başladığın değil, nerede bitirdiğindir." İspanyol'un en dikkat çeken "Kendi işimde maraton koşar gibiyim" sözünü dinlerken, göreve başladığının ilk gününde söylediği "Bana kırk gün verin" açıklaması akla geldi, ister istemez. Kırk gün, niye istedi, bu sürede ne olacaktı, ne değişecekti acaba? Kırk değil, seksen gün geçti. Değişiklik; geçen yılki Beşiktaş'tan umut kıran, geriye gidiş... Puan kayıplarının baş sorumlusu dörtlü savunma şampiyon takımın kahramanı ikili ön libero Tayfur-Giunti'nin arandığı göbek probleminin ortak olduğu dört maçlık bilanço: 2 beraberlik, 2 yenilgi, atılan gol 6, yenen gol 9, puan 2, liderle aradaki fark 10 puan... Ve 13'üncü... Nereye Beşiktaş? Nereye Del Bosque? Toparlanmak için istediğin süreç ne zaman dolacak? Taşlar, sistem ne zaman yerine oturacak? "Daha dördüncü haftadayız, durun bakalım..." sözleri uyutmadır, gaflettir, ufuktaki kaosu görmemektir. Del Bosque hatalarından dönmemekte ısrar ederse hala oynadığı, denediği (!) Beşiktaş'ın maddi-manevi kayıpları büyük olur. Uğranılacak fiyaskolar yönetim arkasında dursa da Del Bosque'ye güveni azaltacaktır. Gaziantep bozgunundan sonra "İstifayı düşünmüyorum" dedi. Şimdilik kimsenin istifasını istediği de yok. Ancak şu soruların yanıtını Del Bosque vermeli: 1- Beşiktaş'ın, dibe oturduğu 4-4-2 sistemiyle başarılı olacağına hala inanıyor musunuz? 2- Başaramazsanız bedelini ödeyecek misiniz? 3- Dörtlü savunma oyuncusu olmayan "ağır" Ronaldo'yu gözden mi çıkardınız? Beşiktaş'ı 4'leyen Gaziantepspor'un teknik direktörü Nurullah Sağlam'ın suratlarda tokat gibi patlayan sözüyle noktalıyorum: "Del Bosque'nin yerinde bir Türk olsaydı, şimdi neler olurdu?"