Yeter artık, yeter! Bunlar, Engerekler ve çıyanlardır. Bunlar, Aşımıza, ekmeğimize Göz koyanlardır. Tanı bunları Tanı da büyü
Ahmet Arif'in yukardaki dizelerini okurken telefonum çaldı. Trabzon'daki dostlarımdan biri son gelişmeleri sıralamaya başladı. İçimi yine her zamanki gibi bir sıkıntı kapladı. Yine aynı senaryo, yine aynı film. Değişenler sadece aktörler. Sonra düşünmeye başladım. Şu an Trabzonspor'un geldiği noktayı başarısız sayabilir miyiz? Böyle bir durumda Atay Aktuğ yönetimini içten yıkmanın hesaplarını yapmak niye? Gruplaşmalar, hizipler, fitne fesat... Öylesi entrikalar artık var ki Sheakespare'in oyunları yanında hiç kalır. Frenkler'in beynini değiştirelim. Trabzonlu, Trabzonlunun kurdu olmuş. Peki amaç ne? Amaç "ben"in başa gelmesi. Birlik, beraberlik "ben" başa geldiğinde gerçekleşir! Yoksa sadece görüntülerde kalır! Sahi kimdir bu "ben?" İşte "BEN"in acı tanımı "Ben" Trabzonspor'un taşında Demokles'in kılıcı gibi durur!. Karanlıkları çok sever! Başarıdan pay almasını iyi bilir! Başarısızlık var ise timsah gözyaşları döker! Kendisi yönetimde bulunmasa bile her yönetimde kendisine yürekten bağlı kimseler bulundurmaya çalışır! Onun için yapılan her işten haberdardır! Hiç bir konuda açık değildir! Oportinisttir! Trabzonspor'da bir iş yapılırken kendisinden icazet alınmadığında çok kızar! Şu an gelinen noktaya baktığımızda bu "Ben"lerin çoğaldığını görüyoruz. Bugünden başlayarak Trabzonsporluyum diyen herkesin şu an gelinen noktayı akılcı bir biçimde sağduyu ile değerlendirerek ortamı germeye çalışanların önünü kesmeleri gerekmektedir.