Trabzonspor'a derim ki... Trabzonspor'un başarısı elbette asla yadırganamaz bir şekilde tüm basın organlarında yer almıştır. Bu konuya bizim de taktirlerimizi katmamız şüphesizdir. Fakat benim en büyük endişem bu takdir ve teşekkür furyası içerisinde gözden kaçan veya fark edilmeden, gözden kaçırılan bazı püf noktalarıdır. Ben Trabzonspor'un gelecekte de başarılı olmasını isteyen bir kişi olarak bu gözden kaçanları buraya aktarıyorum. Trabzonspor deplasmanda Dinamo Kiev gibi dişli ve güçlü bir takımı ezerek ve de yenerek rövanş için büyük bir avantaj elde etti. Evvela Türk futbolunun böyle bir başarıya ihtiyacı olduğu bir dönemde bu başarıya imza atan Trabzonspor'un oyuncuları, teknik heyeti, idarecileri ve katkısı olan herkesi gerçekten kutlamak gerekir. Kiev maçı sonrasında gerek basın ve gerekse Trabzonspor tarafından verilen sözlü ve yazılı beyanatlar Trabzonsporlu futbolcuları gelecek maçlar için rehavete sürükleyecek nitelikte... Trabzonspor futbol ve skor olarak başarılı olmuş, tarihi farkı kaçırmış... Hepsi doğru, fakat iyi ve güzel olan, şık olan, müsabaka sırasındaki Trabzonspor'un o kazanma hırsı, o kişisel maharetleri ve gösterileri idi... Trabzonspor futbol tekniği ve kolektif olarak eldeki materyalleri en iyi şekilde kullandı ve bu skoru yakaladı. Bu skoru yakalarken estetik, sistemli, etkili, rahat ve kolektif bir oyun ortaya koydu. Şimdi Trabzonspor'un bu maç esnasında yaptıklarını yani artılarını değil de yapamadıklarını, spot başlıklarla ortaya koymaya çalışalım. Oyunun giriş bölümünde Trabzonspor takım ve bütün olarak neden durgun ve yorgun gözüktü? Acaba oyuna gereği gibi konsantre mi olamadı, tedirgin mi idi veya heyecanlı mı idi? Hatlar arasındaki bağlantılar bu süre içerisinde niye gereği gibi organize edilemedi? Oyun başında böyle bir tablo sergileyen bordo-mavili takım bunun aksine müsabakanın finish bölümünde nasıl oluyor da yorgun düşmesi gereken bu zaman diliminde dipdiri olarak ayakta kalabilmiştir? Hemen bu aralarda da yakaladığı net fakat değerlendirilemeyen gol pozisyonları neden hovardaca harcanmıştır? İşte Ziya Doğan'ın bu soruların cevabına behemahal çözüm getirmesi gerekir. Zira böyle maçlarda bu gibi harcanan pozisyonlar ileride maalesef telafi edilemiyor. Neticede, bu maçlardan sonra Ziya hocanın konu ile alakalı temkinli ve dikkatli konuşması takdire şayanken, diğer yandan başkan Atay Aktuğ'un da "Turu geçtik" gibi takımı ve taraftarı rehavete sürükleyen beyanatlardan kaçınması sonucun sağlığı bakımından gerekmez mi? Böyle başarıların devamı için bu günlerde basında yer alan Ziya Doğan ile yönetim arasındaki suni gerginliğin artık her iki tarafça verilen yakışıklı beyanatlarla son bulmasını da tavsiye ederim, değil mi?